(1479 S. K. Ek m. 9) (743 S. K. m. 2)
Dava: Davacı SSK nezdinde yapmış olduğu askerlik borçlanmasının geçerli olduğunun ve emekliliğe hak kazandığının tespitiyle muarazanın menine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava 11.11.1974 ila 5.7.1976 tarihleri arasında askerlikte geçen hizmet süresinin Sosyal Sigortalar Kurumuna borçlanmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiğinin tespiti ile Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacının 16.10.1985 tarihinde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve halen sigortalılığının devam ettiği borçlanmak için 24.12.1996 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurduğu ve iki yıllık süre içinde borcunu ödediği Bağ-Kur sigortalılığının başlamasından önce 2634 gün Sosyal Sigortalar Kurumuna prim ödediği sigortalılık başlangıcının da 20.5.1976 olduğu, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olan davacının askerlik süresini Sosyal Sigortalar Kurumuna borçlanıp borçlanmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı yasanın Ek.9 maddesidir. Anılan maddeye göre, 1479 sayılı Kanun ve aynı kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalı olanlar, askerlikte geçen sürelerin tamamını borçlanabilirler. Somut olayda davacı borçlanma talebinde bulunduğu tarihte zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğundan yukarıda sözü geçen madde gereğince Sosyal Sigortalar kurumuna değil Bağ-Kur'a borçlanması gerektiği açık-seçiktir. Öte yandan davacı zorunlu Bağ-kur sigortalılığını gizleyerek Sosyal Sigortalar Kurumuna askerlik borçlanmasını yapmış olduğundan davacının iyiniyetli olduğu giderek Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan afaki iyiniyet kurallarından da yararlanacağı da söylenemez.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy