(506 S. K. m. 2, 6) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 5.6.1994-28.12.1996 tarihleri arasında 19 ay 20 gün süreyle geçen çalışmalarının tespitine ve primlerinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Dava davalıların yöneticisi oldukları Ö.Yapı Kooperatifine ait inşaat işyerinde 5.6.1994-28.12.1996 döneminde geçen ve bildirim dışı kalan çalışmaların tespitine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kooperatif tüzel kişiliğine yöneltilmemesi nedeniyle husumetten reddine karar verilmiştir. Gerçekten davalı kişilere husumet yöneltilemeyeceği doğrudur. Ne var ki dava dilekçesinde çalışmaların Yapı Kooperatifine ait işyerinde geçtiği açıkça belirtilmiş olduğuna göre amaç gerçekte kooperatif tüzel kişiliğindeki hizmetlerin tespitidir. Bu nedenle kooperatif başkan ve yöneticisinin kooperatifi temsilen davalı olarak gösterildiklerinin kabulü gerekir. Mahkemenin davalı kooperatifin tüzel kişiliğinin devam edip etmediğinin Ticaret Sicilinden sorularak saptanması gerekir. Kooperatifin tüzel kişiliğinin devam ettiğinin saptanması halinde davanın kooperatif aleyhine açıldığı kabul edilerek belirlenen kooperatif yöneticilerinin başka şahıslar olması halinde dava dilekçesi tebliğ edilmeli işin esasına girilmeli ve toplanacak delillere göre sonuca gidilmelidir. Kooperatifin Ticaret sicilinden terkin edilmiş olduğunun anlaşılması halinde de Hukuk Genel Kurulunun 1999/10-1 Esas 1999/1 Karar sayılı 27.1.1999 günlü kararında açıklandığı gibi Mahkemece Tüzel kişiliği sona eren kooperatifin tüzel kişiliğinin sona ermesine ilişkin kararın kaldırarak kooperatifin ihyası için tasfiye memurları ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK.'nun 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmesi bu dava açıldığı takdirde alınacak sonuca göre bu davaya devam edebilme olanağı doğduğu takdirde tüzel kişiliğe tebligat yapılarak davaya devam edilmesi gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy