(506 S. K. m. 109)
Dava: Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen toplam 8.297.329.143 liranın davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya dair talebin reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.4.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat Cumhur Arıkan geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Öncelikle davanın niteliği gözönünde bulundurularak davacının meslekte kazanma güç oranının saptanması zorunludur. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacının maluliyetinin kontrolü gerektiği yönünde kayıtlar bulunmaktadır. Belirtilen kontrol kaydının sonucunun alınmaması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
2- Davalı ibraz ettiği belge ve dökümanlarla zararlandırıcı olayın meslek hastalığı olmadığınana ilişkin itirazda bulunmuştur. Bu tür itirazlar üzerine yapılacak işlem 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde belirlenmiştir. Buna göre bir hastalığın meslek hastalığı olup olmadığı yönünde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların SSK. Yüksek Sağlık Kurulunca çözümlenmesi gerekir. Mahkemenin bu yolda bir inceleme yapmadan sonuca gitmesi usul ve yasaya uygun değildir.
3- Davaya esas kusur bilirkişi raporuna dayanmak uygun değildir. Davacının meslek hastalığına tutulup tutulmadığı ve meslekte kazanma gücü oranının ne kadar azaldığı saptandıktan sonra olayın özelliğine göre tıp veya alanda uzman kişilerden oluşacak bir kurulca kusur oranı belirlenmesi gerekirken bundan zuhul edilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgulara aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 250.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy