(506 S. K. m. 11) (1475 S. K. m. 73) (818 S. K. m. 45, 47)
Dava: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Aktaş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Davacıların karşılanmayan destek kayıplarının hüküm altına alınması yönündeki istemleri, yöntemine uygun olmayan donelere göre reddedilmiş olup, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten davacılar murisi davalı işverene ait inşaatta kalıpçı ustası olarak çalışmakta iken 1.8.1993 tarihinde uğradığı iş kazası sonucu vefat etmiştir. Hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu 28.4.1995 tarihi olup hüküm tarihine kadar geçen süre içinde ücretlerdeki artışlar muris ücretine yansıtılmamıştır.
Diğer yandan dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle hak sahiplerinin zararı belirlendikten sonra, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan peşin sermaye değerinin istenilerek en son zarardan indirilmesi suretiyle tazminatın saptanması gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin yukarıda açıklanan şekilde istenilmeksizin eksik inceleme ile sonuca gidilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
2- Mahkemece davacıların manevi tazminat istemlerinin bir kısmının kabulüne karar verilmiş ise de, takdir olunan miktar azdır. Gerçekten manevi tazminat olay nedeni ile uğranılan zarar sonucu duyulan elem ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesi amacına yöneliktir. Şu halde olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, paranın satın alma gücüne, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının niteliğine, hak ve adalet kurallarına göre davacılar lehine takdir olunan manevi tazminat miktarları azdır.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy