(3201 S. K. m. 3) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre yaptığı borçlanmanın kabulü ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumuna yapılan 3201 sayılı Yasaya tabi yurt dışı hizmet borçlanmasının geçerli olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, davacının 12.8.1991'de 3201 sayılı Yasa gereğince SSK.'dan borçlanma talebinde bulunduğu ve borçlanmasının kabul edilerek bedelinin süresi içerisinde yatırılmış olduğu ve davacının anılan bu tarihte başka bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmadığı tartışmasızdır. 3201 sayılı Yasanın 3.maddesinin a fıkrasında belirtildiği üzere hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bulunmayanların Sosyal Sigortalar Kurumuna borçlanmak için başvuracakları da düzenlenmiştir. Bu hali ile davacının yapmış olduğu borçlanmasının yasaya uygun olduğu açıktır. Bağ-Kur tarafından davacının 1996 yılında resen, 1986 yılından başlamak üzere geriye yönelik olarak kapsama alınması davacının 3201 sayılı Yasaya göre yapmış olduğu borçlanma sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Aksinin kabulü davacının Anayasal sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmak olur. Kurumun M.K. nun 2. maddesinde açıklanan objektif iyiniyet kuralına aykırı şekilde işlem yapması ve borçlanmayı geriye yönelik iptal etmesi bu nedenle yerinde değildir. Kaldı ki, hatalı olarak Sosyal Sigortalar Kurumuna borçlanıldığı kabul edilse bile kurumlar arasında bulunması gerekli koordinasyon ve işbirliği gereğince bu paranın Bağ-Kura aktarılması gerekir. Her iki kurumun da sosyal güvenlik amacı ile kurulduğu gerçeği bu sonucu doğurur.
Mahkemenin açıklanan maddi ve hukuki olguları gözardı ederek davanın kabulü yerine yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde sonuca gitmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy