(506 S. K. m. 11) (818 S. K. m. 46, 47)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 15.144.861.651.- lira maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 5.3.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat E. Zeybek geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi B.M. Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dava 1991 yılında sağ göze metal çapağı kaçması sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 1991 yılındaki olayda göze bir maden parçası kaçtığı, sigortalının tedavi görüp iyileştiği ve işbaşı yaptığı, ne var ki aradan 7 yıl geçtikten sora, kurumuş bir boya parçası nedeniyle, gözde yeniden bir araz ortaya çıktığı ve davacıya % 42 oranında işgörmezlik verildiği, ne var ki zararın 1991 yılındaki olaya bağlandığı anlaşılmıştır. Öncelikle 506 sayılı yasanın 11/A bendinde gösterildiği üzere, bir olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için, zararlandırıcı olayla meydana gelen araz arasında, uygun neden sonuç bağının kurulması zorunludur. Dosya içerisinde bu tür bir illiyedin kurulmadığı görülmektedir. Bu nedenle öncelikle 1991 yılındaki metal çapağının göze kaçması olayı ile 1998 yılında saptanan % 42 oranındaki malullük durumu illiyedin bulunup bulunmadığının yöntemince uzman kişiler aracılığıyla araştırılması gerekirdi. Bu yönde bir araştırma yapılmaksızın zararla, 1991 yılındaki göze metal çapağı kaçması arasında bağlantı kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan 1998 yılındaki kurumuş boya parçasının göze kaçması sonucu iş göremezliğin ortaya çıktığı kabul edildiğine göre maddi ve manevi zararın da bu olgu gözönüne alınarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.
2- Mahkemece maddi olguların saptanmasından sonra, kusur yönünden uzman kişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dosyada maddi olgu ve zararlandırıcı sigorta olayının hangi nedene bağlandığı açıkça ortaya konmamıştır. Öncelikle bu yönün belirlenmesi ve taraf eylemleri ortaya konulduktan sonra, kusur yönünde araştırma yapılması ve sonucu gidilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi de isabetsiz olmuştur.
3- Davacının 14.4.2000 tarihinde işten ayrıldığından bahisle 14.4.2000 tarihinde SSK.'dan yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği dosya içerisindeki gelir bağlama kararından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca sigortalının emekli olduğu tarihten sonra aktif devre sonuna kadar zararının asgari ücretle çalışacağının kabul edilerek yapılması gerekirken, 14 yıllık tazminatının işyeri koşulları dikkate alınarak hesaplandığı raporun karara esas alınması da hatalı olmuştur.
4- Bu tür, tazminat davaları nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkindir. Bu bakımından tazminat belirlenirken maluliyet oranı, kusur oranı ve kanuni nedenler indirildikten sonra Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle tazminatın belirlenmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Oysa tazminat hesaplanırken önce Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin indirilmesi daha sonra B.K. 43.maddesi gereğince % 40 oranında takdiri indirim yapılmak suretiyle fazla miktarda tazminatın hesaplandığı ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 250.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 28.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy