(506 S. K. m. 85) (743 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, isteğe bağlı sigortalılık başlangıç tarihinin 1.1.1994 olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Aktaş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, davacının mahrukatçı iş yerinde 1.5.1993 tarihindeki çalışmasının eylemli olup olmadığına ve ayrıca 1994-1999 dönemi SSK nezdindeki isteğe bağlı sigortalılığına geçerlilik tanınıp tanınamayacağına ilişkindir.
Dosya içeriğine göre; davacının 1982-1991 yılları arasında uzunca bir süre briket imali işi nedeniyle Bağ-Kur'a tabi sigortalılığının bulunduğu, mahrukatçı işyerinde 1.5.1993 tarihi itibariyle çalışmasına ilişkin SSK nezdinde işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak buna ilişkin prim ödemesinin bulunmadığı ayrıca 1994-1999 yılları arasında ise isteğe bağlı sigortalı olarak devam ettiği görülmektedir.
Gerçekten, 506 sayılı yasanın 85.maddesinde; isteğe bağlı sigortalılık koşulları belirlenmiş ve 506 sayılı yasa kapsamında sigortalıların, bir başka sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında bulunmamaları koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri hükme bağlanmıştır. Şu duruma göre 506 sayılı yasa yönünden isteğe bağlı sigortalı olabilmek için öncelikle yasanın öngördüğü sigortalılığın gerçekleşmesi gerekir. Yasanın öngördüğü sigortalılıktan amaç ise; biçimsel olarak ortaya çıkan salt kurum değiştirme amacına yönelik, yasaya karşı hile yoluyla göstermelik bir sigortalılık değil, gerçek anlamda hizmet akdine göre oluşmuş bir sigortalılıktır. Bu tür bir sigortalılığın olup olmadığı ise, hizmet akdinin koşulları ve eylemli çalışmanın varlığının açıkça ortaya konması durumunda mümkündür.
Her sosyal güvenlik yasası kendi kapsamı ve alanını belirlemiş, sigortalıları kendi bünyesinde tutmak istemiştir. Kuşkusuz, bir sistemden diğerine geçiş mümkün olup, bu geçişin muvazaa veya yapay bir geçişe dahası, yasaya karşı hileyi amaçlayan bir olguya dayanmaması gerekir.
MK.'nun 2.maddesinde ifadesini bulan evrensel nitelikte dürüstlük kuralları, bu tür bir eyleme engel olduğu gibi Anayasal Sosyal Güvenlik sistemimizi oluşturan sosyal sigorta yasaları da kabul ettikleri temel ilke ve esaslarıyla buna müsait değildir. Açıklananların ışığında 1.5.1993 tarihi itibariyle işe girişine ilişkin işe giriş bildirgesine esas alınarak en önemlisi nitelik ve kapsamı ortaya konmayan kuşkulu ve hayat deneyimlerine uygun düşmeyen olgulara dayanmak suretiyle, davacının SSK. nezdinde isteğe bağlı sigortalı olmak istemesi kabul edilemez.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ve Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2000 tarih ve 2000/21-1705 E., 2000/1750 sayılı kararı dikkate alınmadan davanın reddi gerekirken kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy