(3201 S. K. m. 6)
Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiş, mahkeme, yargılama neticesinde kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar vermiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Gerçekten de, maddi anlamda kesin hükümden bahsedebilmek için HUMK'nun 237.maddesinde açıklandığı gibi birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin ve taraflarının aynı olması gerekir. Ankara 3.İş Mahkemesinin kesinleşen 1997/1134 esasına kayıtlı dava ile görülmekte olan bu davanın taraflarının ve konusunun aynı olması olmasına karşın dava sebepleri farklıdır. Dava sebebinden maksat, (hukuki sebepler değil) davacının davasını dayandırdığı vakıalardır (maddi olaylardır.) Kesin hükümden (önceki hükmün verilmesinden) sonra meydana gelen vakıalara dayanarak (aynı taraflar arasında ve yanı konuda ) yeni bir dava açılması halinde, iki davanın sebepleri aynı değildir (değişiktir.) Çünkü, kesin hüküm, ancak hüküm anındaki durumu tespit eder, hükümden sonraki döneme (geleceğe) etkili değildir. Bu nedenle, yeni vakıalara dayanarak açılan ikinci dava, birinci davadaki kesin hükme aykırı düşmez; davanın dinlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda, 3201 sayılı Kanunun 6. maddesine göre borçlanmanın geçerli sayılmasının ispatı olarak "yurda kesin dönüş" koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle yaşlılık aylığının Kurum tarafından iptal edildiği anlaşılmamaktadır. Oysaki 3201 sayılı Yasa sisteminde yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlemi veya uygulanacak yaptırım; yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya olmaması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelinin iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır. Anlaşılacağı gibi, "yurt dışından dönüş" koşulunun yokluğu, kişinin sosyal güvenlik haklarının büsbütün ortadan kaldırıcı bir neden olarak yasalarda öngörülmemiştir. Bu koşulun gerçekleşmemesi sadece aylığın başlatılmaması veya bağlanan aylığın kesilmesi biçiminde yaptırıma bağlanmıştır.
Şu halde, 3201 sayılı Kanuna göre bağlanan yaşlılık aylığının ileriye dönük bir biçimde, yaşam hakkını da ortadan kaldıracak şekilde tümden iptali Konunun amacına uygun düşmemektedir. Kaldı ki; davacının yurda kesin dönüş yaptığı da iddia edilmekte olup, bu savunma üzerinde de ciddiyetle durularak etraflıca araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle sonuca gidilmek gerekirken, yeni vakıalara dayanılarak açılan bu ikinci davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hüküm bozulmalıdır.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy