(818 S. K. m. 43, 44) (1475 S. K. m. 73)
Dava: Davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Hükme esas alınan kusur raporu yöntemine uygun bulunmamaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki meydana gelen olayla işverenin eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunması ve işverenin 1475 sayılı Yasa'nın 73. maddesinde öngörülen yükümlülükleri yerine getirmemesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının öngördüğü hükümlere aykırı davranması halinde işverenin sorumlu tutulması mümkündür. Öte yandan zararlandırıcı olayın iş kazası sayılması ile işveren veya 3. kişilere yüklenecek kusur oranlarının saptanması birbirinden tamamen farklı hukuksal olgulardır.
Dava konusu olay, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere işverence düzenlenip diğer davalı şirketin organizasyonunu yaptığı bir seminer sonrası seminere katılanların moralleri açısından düzenlenen sosyal program içerisinde yer alan tekne gezisinde meydana gelmiştir. Olayda davalı işverenin işçi güvenliği konusunda alması gereken tedbirler ile kaza arasında uygun neden sonuç bağı kurulamamış aksine teknede gezinti yapmakta bulunan davacının denize atlayıp yüzdükten sonra tekneye çıktığı sırada ayağının kayması ve kişisel korunmasına özen göstermemesi sonucu zararlandırıcı olay meydana gelmiştir. Davacının yaşı, mesleki durumu ve eğitim durumu dikkate alındığında bu tür durumlarda dikkat etmesi gereken önlemleri bilmesi ve özellikle denizden çıktıktan sonra ıslak ayakla nasıl hareket edeceğini bilmesi gerekirdi. Şu duruma göre olaya kişisel koruma ve güvenliğine dikkat etmeyen davacının aşırı dikkatsizlik ve tedbirsizliğinin neden olduğu ve davalıların dava dışı 3. kişiye ait teknede almaları gereken güvenlik önlemleri bulunmadığı açıkça belli olmasına karşın işveren ve davalı 3. kişinin sorumlu tutulmaları usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy