(818 S. K. m. 47)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi, davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438.maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, iş kazası sonucu meslekte %46.2 oranında kazanma gücünü yitiren işçinin duymuş olduğu acı ve üzüntünün karşılığı bulunan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının daha önce İstanbul 1.İş Mahkemesine 1997/415 Esas sayılı dosya ile fazlaya ait haklarını saklı tutmak suretiyle 50.000.000.-TL manevi tazminat davası açtığı davanın takipsiz bırakılması üzerine işlemden kaldırıldığı, 18.2.1999 gününde HUMK.409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Dairemizin istikrarlı uygulaması ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 ve 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle manevi tazminatın bölünmezliği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 7.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy