(4792 S. K. m. 6) (506 S. K. m. 79) (616 S. KHK. m. 66)
Dava: Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezalarının ve resen tahakkuk ettirilen prim borcu ve gecikme zammının yeniden hesaplanarak fazla kısmın iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Sosyal Sigortalar müfettişince saptanan bildirim dışı kalmış işçiliğin takibine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar davanın kanuni dayanağını oluşturan 4792 s. Kanunun değişik 6. maddesinde düzenlenen ölçümleme hakkının 616 s. Yasa Hükmündeki Kararname ile iptal edildiği ve dayanağı kalmadığı gerekçesiyle davacı isteminin kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten Yargıtay HGK. nun 21.11.2001 tarih 965-1038 s. kararında da belirlendiği üzere 616 s. Yasa Hükmündeki Kararnamenin de Anayasa Mahkemesince iptali karşısında ortaya bir hukuksal boşluk çıkmıştır. Kanuna karşı hile veya başka bir sebeple Kanunun öngörmüş olduğu yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin kanuni boşluktan söz edilerek haklarında hiçbir işlem yapılmaması veya başka bir anlatımla bu eylemlerin hukukça tasvip edilmiş olması düşünülemez.
Mahkemece bu gibi durumlarda yapılacak işlem yöntemince işin esasına girmek ve dava konusu iş sebebiyle gerçekten işverenin prim borcu bulunup bulunmadığını veya ödenmemiş bir prim konusu bulunup bulunmadığını saptamak ve bu yolda bütün kanıtları topladıktan sonra bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Böylece 506 s. Kanunun 79. maddesinde ön görülen şekilde Kurumun kanuni prim alacağı olup olmadığını saptamak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, salt, Kurum ölçümleme hakkının kalktığından bahisle, davanın kabulüne karar vermek usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 13.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy