(1475 S. K. m. 73) (506 S. K. m. 24)
Dava: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçi, olay günü işyerinde T.H.Y Hangar binası vinç söküm işinde çalışırken vinçin altında kalarak iş kazası sonucu ölmüştür.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 73. maddesinin açık buyruğudur.
2.11.2001 günlü bilirkişi raporunda; işverenin %50 işçinin ise %50 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Oysa, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi İş Kanununun 73. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun İş Kanununun 73. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
2-Dava, nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerinin Kurumdan sorularak, bildirilen miktarın en son zarardan indirilmesi suretiyle tazminatın saptanması gerektiği, Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, hak sahibi anne-babaya bağlanan ve bağlanması gereken gelirin ne olduğu konusunda gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığı, murisin desteğinin bulunmadığı gerekçesi ile red kararı verildiği anlaşılmaktadır.
3-Hükme esas alınan hesap raporunda, murisin anne-babaya 506 sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince desteği tespit edilmeksizin, murisin gelirinin %70 oranındaki miktardan anne-babaya da pay verilerek hesap yapılması ve belirlenen hak sahipleri yönünden hatalı olarak hesaplama yapılması da usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, rapor öncesinde tanık anlatımları yeniden irdelenerek ve gerektiğinde olay yerinde keşif yapılarak olayın oluş şekli aydınlığa kavuşturulmalı ve uzman bilirkişi heyetinden ölen işçiye verilen kusur oranı yeniden irdelenmek üzere rapor almak, davanın niteliği gözönünde tutularak hak sahibi anne-babaya bağlanan gelirin ne olduğu Kurumdan sorulmak ve bildirilen miktarı zarardan düşmek, hak sahibi anne-babaya gelir bağlanmadığının bildirilmesi durumunda hak sahiplerine 506 sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince gelir bağlanması için Kuruma başvurmaları giderek dava açmaları yönünden önel verilmek, murisin gelirinden %70 oranında anne-babaya da pay verilerek hesap raporu almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy