(3201 S. K. m. 9)
Dava: Davacı, davalı kurum işleminin iptaline, işsizlik yardımının sona ermesinden sonra 15.11.1995 tarihli başvurusu dikkate alınarak yaşlılık sigortasından tam aylık almaya hak kazandığının tespitine ve aylıkların kesildiği tarihten itibaren ödenmeye devam edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerde hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, 3201 Sayılı Yasa gereğince yapılan borçlanmanın iptali ile ilgili kurum işleminin iptaline, işsizlik yardımının sona ermesinden sonra, 15.11.1995 tarihli başvuru üzerine yaşlılık sigortasından tam aylık almaya hak kazandığının tespitine, bağlanan aylıkların durdurulduğu tarihten itibaren aynen ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı 26.6.1994 tarihinde Almanya'dan yurda kesin dönüş yaptığını bildirerek yurtdışı çalışmalarını borçlanmak için kuruma başvurmuştur. Dosya içerisinde bulunan TR formuna göre, davacının 24.1.1994-29.6.1995 tarihleri arasında Almanya'da işsizlik sigortasından yardım aldığı anlaşılmaktadır. Davacının kesin dönüş tarihi 30.6.1995 tarihidir. Davacı kurumun talebi üzerine 3201 Sayılı Yasa gereği borçlanma bedelini 31.10.1995 tarihinde yatırmış, kurum tarafından davacıya 1.12.1995 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
Davacının borçlanma bedelini yatırdığı ve yaşlılık aylığı bağlandığı tarihte yurda kesin dönüş yaptığı belirgin olduğuna göre kurum işleminin iptali yerine, davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, 08.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy