(1479 S. K. m. 25/a, 79)
Mahkemece davacının 3.2.1987-1.2.1996 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile bu sigortalılığa dayanılarak Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın 25 (a) maddesine göre gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri tarihte Bağ-Kur sigortalılıkları sona erer. Aynı Yasanın 79. maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olabilmek için Kuruma yazılı olarak başvurmak koşul olduğu gibi ancak, ayı içinde primi yatırılmış süreler sigortalılık süresine dahil edilir. Somut olayda ise davacı 4 Ekim 1990 tarihli giriş bildirgesi ile vergi kaydına dayanılarak 3.2.1987 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiştir. Davacı 31.12.1990 tarihinde ticari faaliyetini terkettiğini 1.3.2000 tarihli dilekçesi ve oda yazısı ile belgelemiştir. Davacının vergi kaydı da 31.12.1990 tarihinde silinmiş olduğuna göre Bağ-Kur sigortalılığı bu tarihte sona erer. Öte yandan davacının isteğe bağlı sigortalılık için Kuruma yazılı başvurusu bulunmadığı gibi düzenli prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalı olmak için iradesini de ortaya koymamıştır. Davacı ilk defa 31.12.1996 tarihinde prim ödemeye başlamış ve bu tarihten sonra geriye yönelik olarak prim ödemiştir. Davacının sonradan prim ödemesinin veya Kurum tarafından bu primlerin tahsilinin davacıya sigortalılık koşulları taşımadığı 31.12.1990 sonrası dönem için hak yaratmayacağı ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy