(506 S. K. m. 2, 3, 85) (4721 S. K. m. 2)
Davacı, 1.1.1997-30.6.2000 tarihine kadar iptal edilen isteğe bağlı sigortalılığın geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava; 10.8.1996 tarihli işe giriş bildirgesi verildiğinden bu çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığına, ve buna bağlı tesis edilen isteğe bağlı sigortalılığın geçerli olup olamayacağına ilişkindir. Mahkemece; çalışmanın gerçek olduğuna karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten davacının uzun yıllar Bağ-Kur kapsamında sigortalı olduğu, dosya içeriğinden açıkça görülmektedir. Bu dönemden sonra 1 günlük Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalılığı geçerli kılmak suretiyle, Sosyal Güvenlik kurumunu değiştirmek istenmiş ve daha sonra Sosyal Sigortalar nezdinde isteğe bağlı sigortalılığına başlanmıştır.
Ne var ki Sosyal sigortalar kurumunun işe giriş tarihinde Bağ-Kur'lu olduğunu ve muvazaaya dayalı işlemleri saptaması üzerine, işe giriş bildirgesi iptal edilmiştir. Dava konusu olayda, bu sigortalılığın geçerliliği iddia edilmektedir. Bu tür bir sigortalılığın kabulü ise Sosyal Güvenlik sistemimizce mümkün bulunmamaktadır.
Davacının Bağ-Kur nezdinde 2.2.1977-1.1.1997 döneminde zorunlu isteğe bağlı sigortalı olduğu SSK.'ya bildirilen 10.8.1996 işe girişinin ise büro işyerinde; pazarlama işlerinde geçtiği, akabinde ise 1997-2000 döneminde SSK.nezdinde isteğe bağlı sigortalı olduğu görülmektedir.
Sosyal güvenlik sistemimize göre; çalışanlar muhtelif gruplarda toplanmak suretiyle her bir topluluk için belli sosyal güvenlik kuruluşları öngörülmüştür. Kişiler; gerçek çalışma statü ve koşullarına göre, bu kurumlardan birisinin kapsamına iradelerine bakılmaksızın, girerler ve o kurumun sigortalısı olurlar. Nitekim 506 sayılı yasada kimlerin yasa kapsamında olduğu ikinci maddesinde ortaya konmuş, koşulları belirlenmiştir. Giderek, kimlerinde yasa kapsamına girmeyeceği kapsamlı biçimde üçüncü maddede açıklanmıştır.
Öte yandan aynı yasanın 85.maddesinde; isteğe bağlı sigortalılık koşulları belirlenmiş ve 506 sayılı yasa kapsamında sigortalıların, bir başka sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında bulunmamaları koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri hükme bağlanmıştır. Şu duruma göre 506 sayılı yasa yönünden isteğe bağlı sigortalı olabilmek için öncelikle yasanın öngördüğü sigortalılığın gerçekleşmesi gerekir. Yasanın öngördüğü sigortalılıktan amaç ise; biçimsel olarak ortaya çıkan salt kurum değiştirme amacına yönelik, yasaya karşı hile yoluyla göstermelik bir sigortalılık değil, gerçek anlamda hizmet akdine göre oluşmuş bir sigortalılıktır. Bu tür bir sigortalılığın olup olmadığı ise, hizmet akdinin koşulları ve eylemli çalışmanın varlığının açıkça ortaya konması durumunda mümkündür.
Her sosyal güvenlik yasası kendi kapsamı ve alanını belirlemiş, sigortalıları kendi bünyesinde tutmak istemiştir. Kuşkusuz, bir sistemden diğerine geçiş mümkün olup, bu geçişin muvaaza veya yapay bir geçişe dahası, yasaya karşı hileyi amaçlayan bir olguya dayanmaması gerekir.
MK.'nun 2.maddesinde ifadesini bulan evrensel nitelikte dürüstlük kuralları, bu tür bir eyleme engel olduğu gibi Anayasal Sosyal Güvenlik sistemimizi oluşturan sosyal sigorta yasaları da kabul ettikleri temel ilke ve esaslarıyla buna müsait değildir. Açıklananların ışığında 1 günlük, en önemlisi nitelik ve kapsamı ortaya konmayan kuşkulu ve hayat deneyimlerine uygun düşmeyen olgulara dayanmak suretiyle, davacının SSK. nezdinde isteğe bağlı sigortalı olmak istemesi kabul edilemez.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ve Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2000 tarih ve 2000/21-1705 E., 2000/750 sayılı kararı dikkate alınmadan davanın reddi gerekirken kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy