(2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 13)
Dava: Davacılar murisinin SSK Hastanesinde yanlış tedavi sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Levent Alpaslan, Ömer kara ve SSK vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalılar Levent Alpaslan ve Ömer Kara'nın temyizine gelince;
Dava nitelikçe sigortalının SSK hastahanesinde teşhis ve tedavi hatası sonucu ölümü nedeniyle hak sahiplerinin SSK ile tedaviyi uygulayan doktorlardan tazminat istemine ilişkindir. Davalılar Levent Alpaslan ve Ömer Kara'nın kamu görevlisi oldukları ve görevlerini yaparken zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık kişisel kusura dayanılarak memur hakkında adli yargıda doğrudan doğruya dava açılıp açılamayacağı hususundan kaynaklanmaktadır.
Anayasanın 129/5 maddesinde Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve Kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uyun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir hükmünün öngörülmüş olmasına, keza 657 sayılı Yasanın 13. maddesinde bu hususa ilişkin olarak, kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zarardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, İlgili Kuruma dava açabileceklerine düzenleme yapılan normlar hiyerarşisine göre önce Anayasa ve sonra sırasıyla Kanun ve tüzük yönetmelik hükümlerinin uygulanması prensibinin hukuken evrensel kurallarından bulunmasına göre, eylem veya işlemin görev kusuru olarak nitelendirilebildiği hallerde, kişisel kusura dayanılarak memur hakkında adli yargıda doğrudan doğruya dava açılamayacağı düşünülmeksizin davalılar Levent Alpaslan ve Ömer Kara'ya yönelik davanın kamu görevlisi aleyhine doğrudan dava açılmış olmasından dolayı husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz edenlerin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden Levent Alpaslan ve Ömer Kara'ya iadesine, 19.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy