(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, Nigar Mutlu vs. ile davalılar, 1- SSK Genel Müdürlüğü vekili Avukat Leyla Kocaman 2- Şeker Fab. Genel Müdürlüğü vekili Av. Osman Akın 3- Hamit Mutlu aralarındaki tespit davası hakkında Kelkit Asliye Hukuk İş Mahkemesinden verilen 18.3.1997 gün ve 16/43 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 20.5.1997 gün ve 3268/3366 sayılı ilamına karşı davacı tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı murisi eşi Yaşar Mutlu'nun davalılardan işveren şeker fabrikası işyerinde 1972-1986 yılları arasında hizmet akdiyle çalışmasına rağmen bu hizmetinin yanlışlıkla Hamit Nurten adına sigorta kayıtlarına intikal ettiğini bildirerek kaydın iptali ile murisi adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama neticesinde Kelkit Asliye (İş) Mahkemesi önce yetki yönünden dava dilekçesinin reddine karar vermiş Dairemizin bozması üzerine bozmaya uyularak bu kez davanın 506 sayılı Yasanın 79. maddesi gereğince ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar vermiş ve bu karar Dairemizin 20.5.1997 gün ve 1997/3268 Esas 1997/3366 karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Davacı Dairemizin 20.5.1997 gün ve 1997/3268 Esas 1997/3366 karar sayılı onama ilamında açık maddi hata olduğunu bildirerek bu hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.
Gerçekten İş Mahkemesince verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Oysaki İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ile ilgili düzenlemeler kural olarak kamu düzeniyle ilgili olup çalışanın ve yakınlarının hak ve menfaatlerinin katı hukuk kurallarının dışında değerlendirilip korunmaları amaçlanmıştır. Bu bağlamada Yargıtay onama veya bozma kararlarında açıkça maddi yanılgının bulunması hallerinde dosyanın ele alınıp yeniden incelenmesi bu anlayışın bir gereğidir.
İncelenen dosyada talep edilmiş kayıt dışı kalmış çalışmanın tespiti olmayıp hizmetin yanlış şahıs adına olan kaydının terkini ile asıl sahibi olan davacının murisi eşi Yaşar Mutlu adına Kurum kayıtlarına yazılması istemidir. Başka bir ifadeyle, bilinen türden hizmet tespiti davası olmayıp aidiyete yönelik bir dava türüdür. Hal böyle olunca, davada 506 sayılı Yasanın 79. maddesinde öngörülen 5 yıllık hakdüşürücü sürenin bu olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Ne var ki, mahkemenin konuyu yanlış değerlendirerek davayı hak düşürücü süre yönünden reddeden bu kararı, Dairemizce onanmış ise de işlemin maddi hata kapsamı içinde değerlendirilerek usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasına karar verilmesi uygun görülmüştür.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy