(506 S. K. m. 80) (6762 S. K. m. 317) (6183 S. K. m. 58)
Dava: Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davacının, üst düzey yönetici olarak Pan Clup Turizm İşletmeleri A.Ş.'nun 1996/12-199/1. dönemine ilişkin prim borçlarından Kuruma karşı mütesilsil borçlu olduğu kabul edilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 80/11. maddesi hükmüne göre tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödemesinde yetkili üst düzey yöneticisi olması zorunludur. Öte yandan, Türk Ticaret Kanununun 317. maddesi uyarınca bir anonim şirketin temsil ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak yetkili yönetim kurulunca yerine getirilmektedir. Her iki hüküm birlikte değerlendirilmesi durumunda bu anonim şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idari ve mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan karar organında yer almayan kişilerin işverenle müşterek sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Dava dosyasındaki belgelerden davacının, 16.4.1994 tarihinde yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak atandığı ve müşterek imza yetkisi verildiği 23.9.1997 tarihli genel kurul toplantısında ise yönetim kuruluna seçilmediği anlaşılmakta olup, 16.4.1997 tarihinden önce ve 23.9.1997 tarihinden sonra üst düzey yöneticisi olup olmadığına ilişkin bilgi ve belge dosya içerisinde bulunmamaktadır. Öte yandan, ödeme emri içeriğinden Kurum alacağının 1996/12-1999/1. dönemine ait olduğu görülmektedir. Bu durumda, mahkemece, davacının prim borcunun ait olduğu dönem içerisinde yukarıda tanımı yapılan şekilde üst düzey yönetici olduğu tarihlerin şirketin tescilinin yapıldığı ticaret sicili memurluğundan sorularak, gerektiğinde şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tam olarak saptanması ve oluşacak sonuca göre davacının üst düzey yöneticilik yaptığı dönem ile sınırlı olarak prim borcundan sorumlu tutulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi hükmü gereğince itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki kamu alacağının %10 zamla tahsil edilmesi gerekirken, mahkemece yasal olmayan gerekçelerle Kurum alacağının %10 zamlı olarak tahsiline karar verilmemesi de isabetsizdir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy