(2004 S. K. m. 96, 97) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı kararın temyizen incelenmesi davacı (3. Kişi) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Havva A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık 3. kişinin İİK. nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Merciice 3. kişi tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiş olmasına karşın dava dilekçesinde isteği bulunmadığı gerekçesiyle davacı yararına Avukatlık ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmemiştir. HUMK. nun 417. maddesi hükmüne göre yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. HUMK. nun 423/6. maddesi hükmüne göre de avukatlık ücreti yargılama giderlerindendir. Davacı yararına istem olmasa bile hakim tarafından kendiliğinden yargılama giderlerine, bu arada kendisini vekille temsil ettiren ve lehine hüküm kurulan taraf yararına avukatlık ücretine hükmolunması gerekir. (29.5.1957 tarih ve 4/16 s. İçtihadı Birleştirme Kararı) Merciice bu yönün gözardı edilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Öte yandan; istihkak davasının kabulüne karar verildiğine göre alacak tutarı ile haczedilen malın değerinden hangisi az ise o değer üzerinden %o54 oranında kalan (bakiye) karar ve ilam harcı alınması gerekirken eksik harca hükmedilmesi de doğru değildir. Kabule göre de; İİK. nun 97/15. maddesi gereği davacı yararına %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmolunmasına rağmen tazminatın matrahı belirtilmemiştir. HUMK. nun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün taraflara yükletilen ödevlerin ve bahsedilen hakların hiçbir kuşku ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde çok açık ve infaz edilebilir nitelikte olması gerekirken matrah belirtilmeden davalı tarafın %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi denilmek suretiyle açık olmayan ve infazda duraksama uyandıracak biçiminde hüküm kurulması da bozmayı gerektirir.
O durumda davacı 3.kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 27.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy