(506 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 24)
Davacı, 31.12.1990 tarihinden itibaren Bağ-kur sigortalılığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Demet Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 31.12.1990 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının sona erdiğinin tespitine ilişkin mahkemece 31.12.1990 - 14.9.1992 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalısı, 15.4.1992 tarihinden itibaren ise SSK. sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının 12.3.1990 tarihi itibariyle limited şirket ortaklığı nedeniyle Bağ- Kur' a tescil edildiği, davacının halen Ltd. Ş ti. ortağı olup, adı geçen limited şirketin sermayesini artırmaması nedeniyle 1.1.1999 tarihi itibariyle tasfiyeye girip münfesih durumda olduğu vergi dairesi ve Ticaret sicil memurluğu yazısından anlaşılmaktadır. Yine davacının 15.9.1992 ile 1.5.2001 tarihleri arasında sürekli olarak ara vermeksizin SSK. zorunlu sigortalısı olarak çalıştığı görülmektedir.
Davacı her ne kadar 1.1.1991 tarihinde şirketçe alınan karar ile adı geçen limited şirketin tasfiyeye girdiğini beyan etmiş ise de, alınan kararın ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmamış olduğu ve ilgili kurumlara bildirilmemiş olduğu görülmekle şirketçe tasfiyeye ilişkin olarak alınan bu kararın hukuki bir kıymeti haiz olmadığı açıktır.
Hal böyle iken davacının 12.3.1990 tarihinden şirketin tasfiye girdiği tarih olan 1.1.1999 tarihine kadar olan sürede 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesi gereğince Bağ-Kur sigortalısı olduğu açıktır. 506 sayılı Kanun'un 3. maddesi (k) bendi gereğince de kendi nam ve hesabına çalışanların SSK. sigortalısı olamayacakları düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince iki sigortalılık kolundaki çalışmaların çakışması halinde, önceden başlayıp aralıksız devam edegelen sigortalılık kolundaki çalışmalara öncelik tanımak gerekmekte olup, davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy