(506 S. K. m. 79, 130) (4958 S. K. m. 37, 49)
Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı borcunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Namazcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, Kurumun re' sen prim tahakkukuna ilişkin işlemlerinin iptalini istemiştir.
Mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, Kurumun ölçümleme işlemlerinin doğru olduğundan bahisle isteminin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.
506 sayılı Yasa' da yeni düzenlemeler getiren 4958 sayılı Yasa' dan önce Kurumun ölçümlemeye dayanak olduğu yasal düzenlemelerin ortadan kaldırıldığı hususu doğrudur. Gerek 3917 sayılı Yasa ve gerekse bu yasayla öngörülen ölçümlemeye ilişkin esaslar yerine yeni düzenleme getiren 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin hükümlerinin geçerliliğini yitirmesi sebebiyle ortaya hukuksal boşluk, çıktığı açıktır. Ancak bu hukuksal boşluk, Kurumun yapılan işler ile buna bağlı bildirilmesi zorunlu işçilik miktarları üzerinde denetim ve prim saptama yetkisini ortadan kaldırmamıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.11.2001 günlü, 2001/965, Esas; 2001/1038 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir. 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ve diğer hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Kuruma kendisine bildirilen ve bildirilmeyen işçilik yönünde inceleme yetkisi açıkça verilmektedir.
6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa' dan önce durum bu merkezde olduğu gibi 506 sayılı Yasa' da değişiklik getiren 4958 sayılı Yasa'nın 37 ve 49. maddeleri gereğince de Kurumun ölçümleme hakkının bulunduğu açıktır. Ancak; Kurum ve itiraz halinde mahkemeler, bildirilmesi zorunlu işçilik oranını belirlerken, işin genel niteliğini, işte kullanılan teknik yöntemleri, işin büyüklüğünü, tamamlama süresini, işyeri koşullarını, istihkak tutarlarını, kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tüm verileri gözetmek, gerekirse emsalleriyle kıyaslamak, mahallinde işi bizzat denetlemek, bilirkişilerin görüşüne baş vurmak, sonuçta işle ilgili tüm verileri dikkate alarak gerçek biçimde işçilik oranını veya miktarını saptamak zorundadır.
Bu belirleme sonucunda gerçekten noksan işçilik bildirildiği saptanırsa fazla bildirilenler yönünden istem kabul edilmeli aksi halde red edilmelidir.
Mahkemece, öngörülen biçimde bir inceleme yapılmaksızın, salt hukuksal bir takım nedenlerle sonuca giden bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması . usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 10.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy