(1479 S. K. m. 24, 25)
Dava : Davacı, terziler odasında bulunan kaydının ve sigortalılık sürelerinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ve Tetkik Hakimi M.Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 20.4.1982 tarihinden itibaren Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme, davacının meslek odası kaydını dikkate alarak 20.4.1982 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar vermiştir.
Davacının vergi kaydı 30.3.1991 tarihinden, esnaf sicil kaydı ise 17.12.1996 tarihinden başlayarak devam etmektedir. Dosyada mevcut Bağ-Kur belgelerine göre davacının Bağ-Kur sigortalılığı 30.4.1991 tarihinden başlatılmış, prim ödemeleri ise 13.12.1994 tarihinden başlayarak devam etmektedir. Kayıt ve belgeler itibariyle davacının nizalı dönemde vergi ve sicil kaydının bulunmadığı, prim ödemelerinin de bulunmadığı açıktır.
20.4.1982-22.3.1985 tarihleri arasında yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın 2654 sayılı Yasa ile değişik 24. maddesine göre kendi adına ve hesabına çalışanlardan gerçek veya götürü usulde vergi mükellefi olanlar Bağ-Kur sigortalısıdır. Davacının bu sürede vergi kaydı bulunmadığından bu dönemde Bağ-Kur sigortalısı olamayacağı ortadadır. 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 3165 sayılı Yasa ile değişik 24. ve 25. maddelerine göre sigortalılığın başlangıcında ve bitiminde vergi kaydı, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde Esnaf ve Sanatkar sicili ve kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu dönemde de davacının vergi ve sicil kaydı bulunmamakta oda kaydı ise 507 sayılı Yasa gereğince sicil kaydı ile desteklenmediğinden yasal dayanağı bulunmamaktadır. Öte yandan oda kaydının geçerliliği için mahkemenin kararında gerekçe olarak gösterilen Kozan Sulh Hukuk Mahkemesinin 8.4.2000 tarih ve 2000/339 K. Sayılı kararı Terziler Odası fihrist defterine, Oda Başkanının ve tanıkların beyanlarına dayanmakta olup geçerli kayıt olan oda üye kayıt defterine dayanmamaktadır. Kaldı ki davacının bu dosyadaki talebi dahi üye kayıt defterine kayıtlı olmadığını açıkça teyit etmektedir. Üye kayıt defterinin Kozan Noterliğince 15.4.1996 tarihinde onaylı olması karşısında bilirkişiye yaptırılan defter incelettirilmesi de sonucu etkileyecek nitelikte bulunmamaktadır. Davacı tarafından Adana 1.İş Mahkemesinde daha önce açılan ve sonuçlanan 24.4.2001 tarih ve 2001/203 K. Sayılı dava dosyasında, 30.3.1991-4.2.2000 tarihleri arasında Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine ilişkin istemi de dikkate alınırsa, amacının bir an önce emekli olabilmek için hiçbir yasal dayanağı olmayan ve Bağ-kur sigortalısı olma iradesini gösterecek şekilde herhangi bir prim ödemesi bulunmayan dönemi kazanmak olduğu ortaya çıkmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy