(506 S. K. m. 11, 26) (818 S. K. m. 47) (4857 S. K. m. 77) (1086 S. K. m. 43, 46)
Davacılardan İsmail, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine, diğer davacı SSK ise iş kazası sonucu malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamaların rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davacılardan İsmail Çakır'ın isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı İsmail Çakır ve davalılardan Y.......Belediye Başkanlığı ile Ahmet taraflarından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Davacı sigortalı tarafından önce işveren davalı gösterilmek suretiyle 2.12.1999 tarihinde açılan iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası ile SSK tarafından aynı iş kazası ile ilgili olarak Simav Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine 13.11.2001 tarihinde açılan 2000/477 Esas sayılı rücuen tazminat davası, 27.5.2000 tarihli karar ile birleştirilerek Simav Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 30.12.2002 gün ve 99/466 E: 2002/529 K. sayılı ilamı ile sonuçlandırılmıştır.
Davacı sigortalının açtığı dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumunca karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu maddi ve manevi tazminat davasının yasal dayanağı ise İş Kanunu'nun 77. maddesi ve B.K.47 maddesi ile 26.6.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararıdır. Birleştirilen davanın davacısı olan Sosyal Sigortalar Kurumunun, sigortalıya bağlanan gelirlerin rücuen tahsiline yönelik davası ise halefiyet ilkesi uyarınca açılan ve yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 26. maddesinden alan bir dava türüdür. Bu durumda her iki davanın yasal dayanakları farklıdır. Sigortalının işveren aleyhine açtığı maddi tazminat davası, rücu davasında işvereni bağlayacak şekilde tavan tazminat miktarını belirlemektedir. Bu nedenle sigortalının açtığı davanın bağımsız olarak sonuçlandırılmasında yarar vardır. Öte yandan bu davaların Yargıtay inceleme merciileri de farklıdır. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu davaların birleştirilmek suretiyle görülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetmeksizin birbirinden tamamen ayrı özelliklere ve usul yöntemine haiz iki davanın birleştirmek suretiyle bir arada görülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy