(506 S. K. m. 60) (2709 S. K. m. 60) (4721 S. K. m. 2)
Davacı, askerlik borçlanmasından kurumca geçerli sayılmayan 305 günün sigortalılık süresinden sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z.A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
Dava, davacının askerlik borçlanma bedelini 10 günlük bir gecikme ile yatırması sonucu kurumca yapılan iptal işleminin ortadan kaldırılması istemine yönelik olup sonuçta dava mahkemece ret edilmiştir.
Oysa, dava konusu istem, temelde anayasal sosyal güvenlik hakkının kullanılmasına ilişkindir. Anayasal temel sosyal güvenlik haklarının kullanım ve yararlanılmasında ise, kişilerin sosyal, kişisel ve ekonomik durumlarından kaynaklanan makul ve kabul edilebilir kimi gecikme ve yanılgıların göz önünde tutulması ve kişilerin telafisi imkansız veya çok zor olan sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakılmamaları gerekir. Dava konusu olayda, davacı sigortalının 10 gün gibi fazla sayılamayacak ve makul ölçüler içerisinde kalan bir gecikme ile askerlik borçlanma bedelinin tamamını ödediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, sosyal güvenlik kurumlarının da anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Kurumun, 19.12.1994 tarihinde borçlanma bedelini kabul ettiği ve 13.12.2001 tarihine kadar borçlanma karşılığını kullandığı görülmektedir. Kapsamına aldığı kişilerin sosyal güvenliklerini yerine getirmesi yönünden görev verilen bir sosyal güvenlik kuruluşunun bu davranışı Medeni Kanun'un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 12.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy