(1479 S. K. m. 24, 79)
Dava: Davacı, 12.8.1978 - 30.9.1991 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 12.8.1978 - 30.9.1991 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir. Mahkeme istemi kısmen kabul ederek davacının 2.5.1983 - 2.5.1985 ve 31.8.1985 - 30.9.1991 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar vermiştir.
Davacının vergi kaydı 12.8.1978 - 31.12.1980, 10.1.1983 - 1.5.1983 ve 1.5.1985 - 31.8.1985 tarihleri; meslek kuruluşu kaydı ise 23.8.1978 - 2.7.1981 tarihleri arasında olup 29.1.1992 tarihli giriş bildirgesi ile vergi kaydı dikkate alınarak 20.4.1982 tarihi itibariyle Bağ-Kur'a kayıt ve tescili yapılmıştır. Ancak daha sonra Kurum, vergi kayıtlarına göre düzeltme yaparak davacıyı 10.1.1983 - 1.5.1983 ve 1.5.1985 - 31.8.1985 tarihleri arasında toplam 7 ay 21 günlük sürede Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul etmiştir. Dosyadaki yazılara göre de davacının 30.3.1992 tarihinde 2.207.000 liralık tek prim ödemesi mevcut olup başkaca prim ödemesi bulunmamaktadır.
Kurum tarafından kabul edilen süreler Yasa'ya ve dosya kapsamına uygun olup, davacının 30.3.1992 tarihindeki tek prim ödemesi dikkate alınarak 30.9.1991 tarihinden önceki süreler için geriye yönelik isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olarak kabulünü olanaklı kılmaz. Kaldı ki, davacının isteğe bağlı sigortalılık için talebi bulunmadığı gibi düzenli prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalı olarak sigortalılığa devam etme iradesini de ortaya koymamıştır.
Kurumun hatalı işlemi ile geriye yönelik olarak primleri tahsil etmesinin sigortalı olmadığı süreler yönünden davacı yararına kazanılmış hak yaratmayacağı da ortadadır. Sonuç olarak davacının zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık koşullarını taşımadığı dönemler için geriye yönelik hizmet elde etmesi mümkün değildir. Y.H.G.K'nun yerleşmiş görüşü de bu yöndedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy