(506 S. K. m. 79) (1086 S. K. m. 43, 46)
Davacı Z.G., 15.11.1997 - 1.6.2000 tarihleri arasında;
Davacı N.V., 1.9.1995 - 31.12.2001 tarihleri arasında;
Davacı S.G. ise 1.6.1996 - 11.10.2001 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.A.Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
Uyuşmazlık, davacının davalı işverenlerin ayrı ayrı işyerlerinde dilekçede tarihlerini bildirdiği ayrı ayrı dönemlerde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 79/8. maddesidir.
Ne var ki birden fazla işveren hakkında ayni dava dilekçesi ile dava açılabilmesi için işverenler arasında zorunlu veya ihtiyacı (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının bulunması gerekir.
Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun (MK., BK, TTK) bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasının öngördüğü durumdur. Somut olayda maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı (örneğin MK'nun md, 630 iştirak halinde mülkiyet, BK 520 adi ortaklık) bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da (MK. md. 242, MK. md. 639/3, İİK md. 282) söz konusu değildir.
Öte yandan zorunlu dava arkadaşlığı dışında kalan ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının mümkün olduğu haller HUMK'nun 43. maddesinde a) Dava konusu hak veya borcun ortak olması (BK md. 142. müteselsil borçluluk) b) Borçluların ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile birden çok kişi yararına borç yüklenilmiş olması c) Davanın aynı nedenden doğması (örneğin BK 50 birden fazla kişinin haksız fiil sorumluluğu) olarak sayılmıştır. Somut olayda davalı işverenler arasında anılan maddede öngörülen nitelikte ihtiyacı (isteğe bağlı) dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Bu durumda davalı işverenler arasında zorunlu veya ihtiyacı dava arkadaşlığı bulunmadığından HUMK'nun 46. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekirken birlikte görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davalılardan kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy