(506 S. K. m. 2, 6)
Dava: Davacı sigortalılık başlangıç tarihinin 1.8.1976 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum ve Osman Oktay tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, sigortalılık başlangıcının 1.8.1976 tarihi olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme istemin kabulüne karar vermiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin 506 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin belirlediği şekilde eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön özellikle Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 6. maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.6.1999 gün ve 1999/21-549 Esas 1999/555 sayılı kararında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Mahkemece eylemli çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmamıştır. Dinlenen tek tanık davacının kardeşi olup işyerine girişi, dosyada mevcut 1976/3 dönem prim bordrosunun göre 1.9.1976 tarihidir. Davacının işe girişi 1.8.1976 tarihi olduğuna göre tanığın çalışmayla ilgili beyanı soyut düzeyde kalmaktadır. Bu durumda eylemli çalışmanın ispatlanmadığı açıktır.
Yapılacak iş dosyada mevcut işyerine ait 1976/3 dönem prim bordrosu dikkate alınarak davacıyla birlikte aynı tarihte çalışan kişilerin beyanlarına bunlar olmadığı takdirde komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş çalışanlarının bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Davalı Osman temyiz itirazlarında özellikle davacının kendileri hakkındaki davayı atiye terk ettiğinden SSK dışındaki davalılar yönünden hüküm kurulmaması gerektiğini belirtmiş ise de atiye terk ( davayı geri alma ) halinde H.U.M.K'nun 185/1. maddesi gereğince davalının açık rızasının bulunması gerektiğinden ve davalılarında bu konuda rızaları bulunmadığından mahkemenin bu yöndeki kararı doğrudur. Ancak Sosyal Sigortalar Kurumu harçtan muaf olmasına rağmen harçtan sorumlu tutacak şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Osman Oktay ile Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy