(506 S. K. m. 79) (4958 S. K. m. 37,49)
Davacı, davalı Kurum hesabına yatırılan 24.189.332.335 TL'nin fiili ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Namazcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Davacı, Kurumun re'sen prim tahakkukuna ilişkin işlemlerinin iptalini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak, Kurumun ölçümleme yetkisinin kalktığından bahisle isteminin kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.
506 sayılı Yasa'da yeni düzenlemeler getiren 4958 sayılı yasadan önce Kurumun ölçümlemeye dayanak olduğu yasal düzenlemelerin ortadan kaldırıldığı hususu doğrudur. Gerek 3917 sayılı Yasa ve gerekse bu yasayla öngörülen ölçümlemeye ilişkin esaslar yerine yeni düzenleme getiren 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin hükümlerinin geçerliliğini yitirmesi sebebiyle ortaya hukuksal boşluk çıktığı açıktır. Ancak bu hukuksal boşluk, Kurumun yapılan işler ile buna bağlı bildirilmesi zorunlu işçilik miktarları üzerinde denetim ve prim saptama yetkisini ortadan kaldırmamıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.11.2001 günlü, 2001/965 Esas; 2001/1038 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir. 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ve diğer hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Kuruma kendisine bildirilen ve bildirilmeyen işçilik yönünde inceleme yetkisi açıkça verilmektedir.
6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 Sayılı Yasadan önce oturum bu merkezde olduğu gibi 506 sayılı Yasa'da değişiklik getiren 4958 sayılı Yasanın 37 ve 49. maddeleri gereğince de Kurumun ölçümleme hakkının bulunduğu açıktır.
Kurum ve itiraz halinde mahkemeler, bildirilmesi zorunlu işçilik oranını belirlerken, işin genel niteliğini, işte kullanılan teknik yöntemleri, işin büyüklüğünü, tamamlama süresini, işyeri koşullarını, istihkak tutarlarını, kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tüm verileri gözetmek, gerekirse emsalleriyle kıyaslamak, mahallinde işi bizzat denetlemek, bilirkişilerin görüşüne baş vurmak, sonuçta işle ilgili tüm verileri dikkate alarak gerçek biçimde işçilik oranını veya miktarını saptamak zorundadır. Bu doğrultuda mahallinde keşif yapılmış, bilirkişiler tüm verileri mahallinde denetleyerek 26.6.2003 tarihli raporlarında davacının haklı olmadığının SSK. hesaplarının doğru olduğunu belirtmişlerdir.
Bu belirleme sonucunda gerçekten noksan işçilik bildirildiği saptanmıştır. Mahkemece öngörülen biçimde bir inceleme yapılarak bilirkişi raporu alındığı halde, aksi ve yerinde olmayan düşüncelerle davanın reddi yerine, kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy