(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, 2.10.1989 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğuna, Kurum işleminin iptaline, zorunlu sigortalılığının kabul görmemesi halinde prim ödemelerine göre isteğe bağlı sigortalı sayılmasına ve borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 2.10.1989 tarihinden itibaren başlayan vergi ve esnaf sicil kaydına rağmen; Bağ-Kur sigortalısı saymayan kurum işleminin iptali ile; bu tarihten itibaren Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitini talep etmiş, mahkemece istem gibi davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Gerçekten; 1479 sayılı Yasa da; 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesinde öngörülen ve geçmiş hizmetlerin sigortalı olarak sayılmasının tespitine imkan veren yasal bir düzenleme mevcut değildir. Böyle olunca; Yasanın cevaz vermediği bir durumun yargılama yoluyla tespiti olanaksızdır. Bu yönde, 4.10.2000'den önce kuruma kayıt ve tescil yapılmamış çalışmaların Bağ-Kur kapsamına giren sigortalılıktan sayılmasına karar verilemez.
Ancak somut olayımızda; davacı 31.7.1997 tarihinden 31.3.2003 tarihine kadar; primlerini düzenli olarak ödemiş ve kaydı bulunmamasına karşın davacının bu ödemeleri Kurum tarafından ses çıkarılmadan alınmış ve uzun süre kullanılmıştır.
Davalı kurumun bu süreç içerisinde kabul ettiği primleri ödeyen davacının; sonradan tescil talebinde bulunmadığından bahisle; sigortalı olarak değerlendirilmemesi M.K.'nun 2. maddesinde yer alan iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı açıktır.
Bu nedenlerle davacının 31.7.1997 ile 4.10.2000 tarihleri arasında da Bağ-Kurlu sayılması gerekirken aksi düşüncelerle 2.10.1989'dan itibaren Bağ-Kurlu sayılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 2.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy