(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.3.1984 tarihinden itibaren devamlı olarak geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan SSK ve Yaşar Ok vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 01.03.1984 tarihinden bu yana davalılara ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, istek tanık sözlerine dayanılarak kısmen kabul edilmiştir. Oysa, ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar davacı ile birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kimseler de değildir. Bu bakımdan, tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olaylara dayanmamakta, soyut düzeyde kalmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Dairemizin giderek Yargıtay'ın HGK.nun yerleşmiş kararları gereğidir. Somut olayda, tespitine karar verilen sürelerden 03.01.1995-31.08.1995 devresini kapsayan dört aylık sigorta primleri bordrolarının kuruma verilmediği prim tahakkuk cetvelinden ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak, anılan tarihlerde davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla, Bağ-Kur'da, Sosyal Sigortalar Kurumu'nda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtları olan komşu veya benzer işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, tespitine karar verilen sürelerden 1993 yılı 2. dönem hizmetlerinin kuruma bildirildiği ve söz konusu çalışmaların kurum kayıtlarına geçtiği 02.03.2001 tarihli sigortalı hizmet cetvelinden de açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kuruma bildirilen ve tescil edilen sürelerin tespitinde, davacının hukuki yararı olmadığından, bu süreye ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü de isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun ve davalı Yaşar Ok'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde Yaşar Ok'a iadesine, 25.03.2004 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy