(506 S. K. m. 53/2)
Dava: Davacı, Kurumdan maluliyet aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun temyiz itirazlarının reddine.
2- Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitini istemiştir.
Davacının, maluliyet aylığı talep ettiği tarihte, malul sayıldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalığı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 53/2.maddesinde, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızası bulunduğu, önceden veya sonradan, yeterli belgelerle tespit edilen sigortalının bu hastalık veya arızası sebebiyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan madde hükmü gereğince, sigortalının malullük sigortası yardımlarından yararlanamaması, ilk defa çalışmaya başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya arızası bulunması durumunda söz konusudur.
Somut olayda, davacının sigortalı olarak ilk işe başladığı 1.12.1996 tarihinden önce de hastalığının mevcut olduğu dosya içerisindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Ancak, 506 sayılı Yasa'nın 53/2.maddesinin uygulanabilmesi için, malul sayılan sigortalıdaki hastalık yada arızanın kişinin sigortalılık niteliğini kazanmasından önceye ait bulunması yeterli değildir. Anılan hastalık veya arızanın malul sayılmayı gerektirecek nitelikte bulunması da gereklidir. Bu bakımdan, hükme dayanak yapılan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun raporu gerekçeli ve açıklayıcı nitelikte değildir. Davacı tarafın bu rapora itirazı da dikkate alınarak, 28.6.1976 gün ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da belirtildiği üzere, 506 sayılı Yasa'nın 109.maddesindeki prosedür doğrultusunda, Adli Tıp Kurumu'ndan gerekirse Tıp Fakülteleri Konseyi'nden görüş alınması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının daha önce tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarındaki tüm bilgi ve belgelerin celbi ile dosyanın gerektiğinde sigortalının da Adli Tıp Kurumu'na gönderilmek suretiyle davacının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı 1.12.1996 tarihindeki hastalığının malul sayılmayı gerektirecek derecede ve yoğunlukta bulunup bulunmadığı saptanmak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 27.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy