(506 S. K. m. 60, 85)
Dava: Davacı, isteğe bağlı prim ödemelerinin sigortalılıktan sayılması gerektiğinin tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı zorunlu sigortalı çalışmaları dışında kalan isteğe bağlı sigortalılığın geçerli olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece istem kısmen kabul edilmiştir.
Davacının isteğe bağlı sigortalılığının 1.7.1995 tarihinde başlatıldığı isteğe bağlı sigortalılığı devam ederken zorunlu sigortaya tabi olarak 1.4.1997 - 31.1.1998 tarihleri arasında çalıştığı, bu çalışması sırasında ve sonrasında, yeniden isteğe bağlı sigortlı olma hususunda yazılı talebi olmadan 2000 yılı Nisan ayına kadar düzenli olarak isteğe bağlı sigorta kolundan prim ödediği, Nisan 2000 ile Nisan 2001 yılı primlerini ise gecikerek kuruma ödediği ve tahsis talebin de bulunması sonrasında Kurum'un 1.2.1998 sonrası için isteğe bağlı sigortalılık konusunda talepte bulunmadığı ve düzenli prim ödemesinde bulunmadığı gerekçesi ile iptal ederek aylık talebini de reddettiği dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 85.maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı olarak Kuruma başvuruda bulunmak koşul olduğu gibi herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamakta gerekir. Somut olayda davacı, zorunlu sigortalı çalışmasının sona erdiği 1.2.1998 tarihinden itibaren yasanın aradığı şekilde yeniden isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı başvuruda bulunmamış ise de bu tarihten itibaren 2000 yılı Nisan ayına kadar sürekli ve düzenli prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalılığa devam etmek iradesini ortaya koymuştur. Buna göre mahkemenin süresi içinde primi yatırılan süreyi kabul etmesi doğrudur. Ne var ki, davacının sonradan prim ödemesinde bulunduğu 2000/4 ay ile 2001/4 ay arası isteğe bağlı sigortalılık talebinin reddine karar vermesi ise yerinde değildir. Her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.12.2002 gün ve E: 2002/1062, K:2002/1098 sayılı kararında da belirtildiği üzere, geriye yönelik toplu ödeme ile sigortalılık statüsü oluşmaz ise de, bu kuraldan amaç uzunca bir süre sonra yapılan geriye yönelik ödemenin kabul edilmeyeceğidir. Ekli prim ödeme belgeleri ile de sabit olduğu üzere, davacının 2000 yılı 4 ila 10.ay primlerini 21.11.2001 tarihinde, 11 ve 12 ay primlerini 31.1.2002 tarihinde, 2001 yılı 1 ila 4.aylarına ait primleri de 31.1.2002 tarihinde gecikme zamları ile yatırmıştır. Görüldüğü üzere davacının yapmış olduğu bu ödemeler gecikmiş olsa bile makul sürede yapılmıştır. Bu nedenle 2000 ila 2001 yılları arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının da geçerli sayılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 1 08.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy