(506 S. K. m. 9, 10, 26) (818 S. K. m. 43, 44) (4721 S. K. m. 185)
Dava: Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, takdir edilen manevi tazminatlar ile reddedilen manevi tazminatlar yerinde olduğundan, davacıların tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davalı temyizine gelince;
2- Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan davacılar murisi işçinin tazminata esas olmak üzere alınan günlük ücreti işverenin işyeri kayıtlarından tespit edilmek yerine, Ankara Ticaret Odasının bildirdiği ücretin neden ve dayanakları da gösterilmeksizin nazara alınması yerinde değildir.
Yapılacak iş; murisin günlük ücretini işyeri kayıtları, ücret tediye bordrolarından saptamak, bordrolardan tespit edilememesi durumunda, işçinin yaşı, kıdemi meslek durumu nazara alınarak emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak, yapılan iş ve niteliğine göre ilgili meslek kuruluş ve odalardan sorularak tespit edilmektir.
3- Davacıların murisinin iş kazası sonunda ölümü üzerine tazminata karşılık işverenden ibra alındığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık belgenin kısmi ifayı içeren makbuz niteliğinden olup olmadığının tespitindedir. Oysa alınan hesap raporu ile ibranın makbuz niteliğinde olup olmadığı yöntemince denetlenmemiştir. Başka bir anlatımla, ibranın verildiği tarih ile davacılar zararı hesaplanmamış, sonuçta tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlık bulunup bulunmadığı yani belgenin ibra ya da kısmi ifayı içeren makbuz niteliği yöntemince denetlenmemiştir. Alınacak rapor ile ibranın makbuz niteliğinde olduğu tespit edilirse bu durumda yapılacak iş; işçinin günlük net geliri tespit edilerek, bilinen dönemdeki kazancı, mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplamak, bilinmeyen dönemdeki kazancı ise, yıllık % 10 arttırılıp % 10 iskontoya tabi tutularak 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançları ortalama yönteme başvurmadan hesaplamak ve işçiye makbuz karşılığında verilen meblağın; hüküm tarihine en yakın tarihteki, (yıllık enflasyon oranı, değerlendirmede tespit edilen zararın makbuz bedeline oranı) gibi etkenler göz önünde tutularak güncelleştirme ve uyarlama sonucu gerçek değerini saptamak ve hüküm tarihine en yakın tarihteki katsayı ile sigortalıya bağlanan peşin sermaye değeri Kurum'dan sorularak, bildirilen miktar ve güncelleştirilen- kısmi ifayı içeren Makbuz bedeli zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacılara yükletilmesine 06.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy