(506 S. K. m. 79) (1163 S. K. m. 72, 98) (6762 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 39, 40) (YHGK. 17.09.1997 T. 1997/11-441 E. 1997/649 K.)
Dava: Davacı sigortalılık başlangıç tarihinin 1.8.1979 olduğunun ve davalılardan işverene ait işyerinde 1.8.1979-12.9.1980 tarihleri arasında asgari ücretle geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dava, 1.8.1979-12.9.1980 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmaların tesbiti istemine ilişkindir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/10.maddesidir. Anılan maddeye göre, bu tür hizmet tesbiti davalarında kurumla birlikte işvereninde hasım gösterilmesi zorunludur. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır.
Somut olayda, hizmet tesbiti davası sadece Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine açılmış, mahkemece, davacının çalıştığını iddia ettiği Köy Kalkınma ve Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği işyerinin kapatılmış olması nedeniyle işverenin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle yargılama işverenin yokluğunda sürdürülüp sonuçlandırılmıştır. Oysa tasfiye ile tüzel kişiliği sona ermiş bulunan kooperatife ihya yolu ile tasfiye kararı kaldırılarak yeniden tüzel kişiliğinin kazandırılması mümkündür. Nitekim, bu tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, Borçlar Hukukuna göre, aynı zamanda bir hukuki muamele olup, bu karar ve işlem bir hataya dayalı ise gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi borçlar hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik bir düzenleme, ne 1163 sayılı kooperatifler Kanununda ne de anılan Kanunun 98. maddesi hükmü yollaması ile Türk Ticaret Kanununun Anonim şirketlere ilişkin hükümlerinde bulunmaktadır. Bu nedenle, Türk Ticaret Kanununun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine imkan tanınması kaçınılmazdır. Aynı sonuca, bu tür uyuşmazlıkların çözümlenmesinde görevli olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesince varıldığı gibi (Y.11.Hukuk Dairesinin 15.3.1993 gün ve 1993/555-1765 sayılı karar) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da aynı görüş benimsenmiştir. (YHGK. nun 17.9.1997 gün ve 1997/11-441-649 sayılı kararı)
Öte yandan 1163 sayılı Yasanın 72. maddesi gereğince kooperatif birlikleri de kooperatif şeklinde kurulur. Başka bir anlatımla, kooperatif birlikleri de bir kooperatiftir. Bu durumda, mahkemece, tüzel kişiliği sona eren kooperatif birliğinin tüzel kişiliğinin sonra ermesine ilişkin kararının kaldırılarak, ihyası için tasfiye memurları ile ticaret siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK. nun 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmesi ve bu dava açıldığı takdirde alınacak sonuca göre, bu davaya devam edebilme imkanı olduğu takdirde tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, davaya devam edilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, davanın eksik tarafla yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy