(506 S. K. m. 60, 108, Ek m. 5)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptaliyle, 2.2.2001 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitiyle, birikmiş aylıkların faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı Basın iş kolundaki çalışmalarından dolayı 2 yıl 7 ay 22 günlük itibari hizmet süresinin nazara alınarak 506 sayılı Yasanın 108. maddesine göre diğer sigortalılık sürelerine eklenmesine, 2.2.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, itibari hizmetten yararlanmak için, 3600 gün şartının 4447 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 8.9.1999 tarihinde değil de, yaşlılık aylığı istenildiği tarihteki süreye göre belirleneceği ve bu tarihte dolduğundan itibari hizmet süresi de eklenmek suretiyle 506 sayılı Yasanın 60. maddesi koşullarına göre 1.3.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Dava da çözümlenmesi gereken nokta 4447 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 8.9.1999 tarihinde 22 yıl sigortalılık süresi olan davacının 2 yıl itibari hizmet süresi de eklenerek başka bir ifade ile sigortalılık başlangıç tarihi 2 yıl daha geriye götürülmüş gibi düşünülerek, 24 yıl sigortalılık süresi sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın ek 5/ilk maddesinde itibari hizmetten yararlananların ....her tam yıl için, hizalarında gösterilen süreler sigortalılık süresi olarak eklenir şeklindedir. Bu durumda hesaplanan süre sigortalılık süresine eklenecek süredir. Bu süre sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmez. Sadece sigortalılık süresi eklenen süre kadar artırılır. 18.2.2000 tarihli 1997/1 esas 2001/1 sayılı HGK kararı da bu yöndedir.
Dava konusu olayda, davacının sigortalılık başlangıç tarihi 9.5.1977 tarihi olup, mevcut açıklamalar ışığında 4447 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 8.9.1999 tarihinde 22 yıl 3 ay 29 gün sigortalılık süresi olduğu, yaşlılık aylığı istediği 20.2.2001 tarihinde 23 yıl 9 ay 11 gün sigortalık süresi bulunduğu 4447 sayılı Yasanın geçici 81/A bendi kapsamına, dolayısıyla 506 sayılı Yasanın 60. maddesi kapsamına girmediği anlaşılmaktadır. İtibari hizmet süresi sigortalılık süresinin sonuna eklenmesi gerektiği halde, Yasanın yanlış yorumlanarak, sigortalılık süresinin başlangıcına eklenmek suretiyle süre hesaplanmıştır. Yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığının mevcut açıklamalar ışığında saptanarak sonuca gidilmesi gerekir.
Mahkemece, yukarıda hukuki ve maddi olgular dikkate alınmadan sonuca gidilmesi hatalıdır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 3.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy