(1479 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı, 16.5.1979 - 6.3.1981 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekilince duruşmalı, olarak temyiz edilmesi üzerine ve Tetkik Hakimi Z. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 16.5.1979 - 6.3.1981 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve kesilen yaşlılık aylığının yeniden ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece, tespiti istenilen dönemde vergi kaydı ile beraber oda kaydı da bulunması zorunlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle, tespiti istenilen dönemde geçerli olan yasal koşulların ele alınarak, davacının Bağ-Kurluluk statüsünün ortaya konması gerekir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa'nın 24. ve 25. maddeleri, Bağ-Kurluluk koşulları ile kimlerin bu Yasa kapsamında olduklarını ve Bağ-Kurluluk statüsüne karine sayılacak olguları açıkça belirlemiş bulunmaktadır. Bu arada sözü geçen maddeler günümüze kadar, dört kez değişikliğe uğramış ve yasal karineler yönünden farklı kurallar öngörülmüştür. Ne var ki, kimsenin Bağ-Kurlu sayılabilmesi yönünden ön koşul veya temel ilke, Yasanın kabulünden bugüne kadar varlığını sürdürmektedir. Anılan Yasanın 24. maddesinin ilk fıkrasında yer alan esas ilkeye göre, Bağ-Kurluluk statüsüne girilebilmesi için bir kimsenin, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışmasının varlığı gerekir. Belirtilen ana koşulun gerçekleşmesinden sonra, ancak Yasanın öngördüğü diğer unsurların bulunması halinde, zorunlu ve yasal statü kendiliğinden oluşur.
1.10.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi ilk şekliyle, çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, sigortalılığın oluşumu için, ayrıca, Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, Bağ-Kur'lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece Yasa'nın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da Kanun'la kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. 22.3.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya Kanun'la kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Nihayet, 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK. ile vergi kaydı olanlar ile vergiden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar siciline veya Kanun'la kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olanlar Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmiş ve anılan KHK. Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilerek, 8.8.2001 tarihinde yürürlükten kalkmıştır.
Dava konusu olayda, 16.11.1971 - 16.5.1979 tarihleri arasında ve 6.3.1981 tarihinden itibaren Malkara Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nda 11.5.1979 - 21.3.1981 tarihleri arasında da Malkara Madeni Eşya Sanatkarları Odası'nda kayıtlı olup, 1.8.1973 - 25.12.1994 tarihleri arasında ise vergi kaydı bulunan davacı, 1.10.1972 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiştir. 20.2.2001 tarihli sigorta müfettişi raporu ile davacının 11.5.1979 - 21.3.1981 tarihleri arasındaki Malkara Madeni Eşya Sanatkarları Odası'ndaki kaydında sahtecilik yapıldığı anlaşıldığından, anılan oda kaydı geçersiz sayılarak, 16.5.1979 - 6.3.1981 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığı iptal edilmiştir. Oysa, yukarıda da belirtildiği üzere, 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, Bağ-Kur sigortalısı olabilme yönünden, 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinin ilk şekli ile öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Bu durumda, tespiti istenilen dönemde, meslek kuruluşuna kayıtlı olma zorunluluğu bulunmadığından ve ayrıca uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayan vergi kaydının davacının kendi ad ve hesabına bağımsız çalıştığına karine teşkil ettiğinden, davacının 16.5.1979 - 6.3.1981 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğu açık seçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 10.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy