(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 14.5.1990-31.3.1999 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesi hükmünce, Kurum'a bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenilen hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde açılması gerekir.
Davacının tespitini istediği çalışmaların 14.5.1990-31.3.1999 tarihleri arasında geçtiği, mahkemeye 28.12.2001 tarihinde başvurduğu, davalı işveren tarafından davacıya ait ilk işe giriş bildirgesinin 1.6.1992 tarihinde verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, ilk işe giriş bildirgesinin verildiği 1.6.1992 tarihinden önceki çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığı açık seçiktir.
Öte yandan, aynı işyerinde bu tarihlerden sonra çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
Hal böyle olunca, 1.6.1992 tarihinden önceki çalışmalar yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
2- Mahkemece, istek tanık sözlerine dayanılarak kısmen hüküm altına alınmıştır. Oysa, ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimseler de değildir. Bu bakımdan, tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan tespiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bugüne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez. Yapılacak iş, tespiti istenilen ve hak düşürücü süreye uğramayan çalışmalarla ilgili dört aylık sigorta primleri bordrolarının Kurumdan getirtilerek, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak davacı ile birlikte çalışan ve dönem bordrolarında kayıtlı kişiler ve komşu işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimselerin tespit edilerek anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy