(3201 S. K. m. 3)
Davacı 3201 sayılı Yasa'ya göre yurtdışı hizmet borçlanmasının davalı SSK tarafından karşılanmasına ve muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Demet Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Davacı Almanya dönüşü 3201 sayılı Kanuna göre yurtdışı hizmet borçlanmasının davalı SSK tarafından yapılması gerektiğinin tespitini talep etmiş, mahkemece de istemin aynen kabulüne karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya aykırıdır.
Zira dosyadaki belgeler incelendiğinde davacının 1964 ile 1966 tarihleri arası SSK zorunlu sigortalısı olduğu dosya içindeki 26.12.2001 tarihli hizmet cetvelinden anlaşılmaktadır. Öte yandan davacının 7.12.1972 tarihli Bağ-Kur'a giriş bildirgesi ve Bağ-Kur Ankara İl Müdürlüğünün 11.7. 2001 tarihli yazılarından vergi ve oda kaydı nedeniyle 1.10.1972-22.5.2001 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu bildirilmektedir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince davacı sosyal güvenlik kuruluşlarından hiç birisine tabi olmaması halinde, Sosyal Sigortalar Kurumu'na borçlanması gerektiği hükmünü içermektedir. Davacının ise, 1.10.1972 tarihinde Bağ-Kur'a tescil edildiği tartışmasızdır. Davacı Almanya'da 8.5.1973-28.6.2000 tarihleri arasında çalışmış ve oradan yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Bu durumda davacının 1973-2000 yılları arası fiilen kendi adına çalışması bulunmadığı kabul edildiğinde, Bağ-Kur'lu sayılması mümkün değildir. Ancak, davacının, vergi ve oda kaydının bulunduğu için Bağ-Kur'a tescil edildiği 1972 ila 1973 arası ve kesin dönüş tarihi olan 2000 ila 2001 arası da zorunlu Bağ-Kur'lu olduğundan, 3201 sayılı Yasa gereği yapılacak borçlanmanın Bağ-Kur'a yapılması gerekir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle kabulü usul ve Yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 8.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy