(506 S. K. m. 79) (6183 S. K. m. 1)
Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, prim ve gecikme zammı borcunun olmadığının ve sigortalıların işyeri kayıtlarındaki süre kadar çalıştığının tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenler davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.4.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat Sabiha P. ile karşı taraf vekili Yücel A. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B. Mustafa Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Mahkemece dava isteminin reddine karar verilmişse de bu sonuca eksik inceleme ile ulaşılmıştır.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/5. maddesine göre işyerinde fiilen ve kayden çalıştığı saptanan ve Kurum'a bildirilmeyen sigortalılarla ilgili prim tahakkuk ettirilmesi Kurumun yasal hakkıdır.
Ne var ki, bu tür uyuşmazlıklarda tutanağa ve Kurum işlemlerinin yerinde olmadığı yolunda itiraz edilmesi durumunda hakimin gerçeği bulma yükümü bulunmaktadır. Mahkeme gereğinde işyerine gitmek, çalışan kişileri saptamak ve bunların bilgisine başvurmak, işyerinin kapasite ve imkanlarını araştırarak, sonuçta tutanağı gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştırmalı ve sonuca gitmelidir. Bu ara da işveren tarafından ileri sürülen ziyaretçi sayısının da hayatın olağan akışı ile bağdaşıp bağdaşmadığı üzerinde durulmalı ve tüm deliller toplandıktan sonra tutanağın doğru olduğu sonucuna varılırsa Kurum işlemini kabul etmek aksi takdirde belirlenen duruma göre sonuca gitmektir.
Mahkemenin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de, 6183 sayılı Yasaya göre yapılan takibe karşı açılmış bir dava olmadığına göre % 10 zamlı olarak alacağın tahsiline karar verilmesi dahi isabetsizdir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 29.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy