(Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliği m. 5)
Dava: Davacı, bakmakla yükümlü olduğu annesi için yaptığı 1.443.476.780 TL.'lik tedavi giderinin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, davacının, muhtaçlık belgesiyle bakmakla yükümlü olduğunu belgelediği annesi için yaptığı tedavi giderinin Bağ-Kur'dan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca sigortalının bakmakla yükümlü olduğu ana-babası da sağlık sigortası yardımlarından yararlanır. Somut olayda davacı, ana-babasına bakmakla yükümlü olduğunu 10.6.1997 tarihli muhtarlıkça onaylı Muhtaçlık Belgesi ile belgelendirmiş ve Kurumdan ana-babası için sağlık karneleri almış ise de, davacının babasının 78 dönüm arazisi olduğuna ilişkin Belediye beyanının üzerinin çizilmiş olması nedeniyle, davalı Kurumca yaptırılan müfettiş incelemesi sonucu, bu belgede tahrifat yapıldığı kanısına varılarak verilen sağlık karneleri iptal edilmiş, davacının annesi için yaptığı tedavi giderinin ödenmesi talebi reddedilmiş, ayrıca resmi evrakta sahtekarlık suçu nedeniyle Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuş, Cumhuriyet Savcılığınca, anılan suçtan dolayı Ağır Ceza Mahkemesinde davacı ve babası hakkında kamu davası açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesinin, sanıklar hakkında söz konusu muhtaçlık belgesinin iğfal kabiliyetinin olmaması, davacının babası olan sanığın 75 dönüm tapusuz arazisini, muhtaçlık belgesinin düzenlenme tarihinden önce köy senetleriyle sattığının anlaşılması ve bu satımın da suç unsuru içermemesi gerekçesiyle beraatlerine ilişkin kararı, Yargıtay 6. Ceza Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
Gerçekten ceza davasındaki yeminli tanıklar, davacının babasının 75 dönüm fındıklık arazisini, muhtaçlık belgesinin düzenlendiği tarihten önceki tarihlerde köy senetleriyle sattığını doğrulamış ve muhtarlıkça onaylı söz konusu köy senetleri mahkemeye ibraz edilmiştir. Hukuk mahkemesi, ağır ceza mahkemesinin kararıyla bağlı değilse de, ceza yargılamasında tespit edilen bu gibi maddi vakıaları dikkate almak durumundadır.
Öte yandan mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasına göre davacının ana-babasının fakir ve yardıma muhtaç oldukları, babasının 75 dönüm fındıklık arazisini sattıktan sonra kalan 3 dönüm fındıklık arazisi geliriyle geçindiği; Tarım Satış Kooperatifinden gelen cevabi yazıda 1997-1998-2000 yıllarında davacının babasının kooperatife sattığı fındık karşılığı, 3 yıl için toplam 3.970.000.000 TL. gelir elde ettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Geçimini 3 dönüm fındıklık arazisinden temin ettiği, 3 yıl için toplam 3.970.000.000 TL. ile sağlayan davacının babasının yardıma muhtaç olmadan eşinin de geçimini sağlayacak kadar hali refahta olduğunu kabul etmek yaşamın olağan akışıyla bağdaşmaz. Hal böyle olunca davacının, yardıma muhtaç olmaları nedeniyle ana-babasına bakmakla yükümlü olduğunu ve Kurumun sağladığı sağlık sigortası yardımlarından yararlanabileceğinin kabulü gerekir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular nazara alınmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy