(2004 S. K. m. 8, 96, 97/A)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (Alacaklı) vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş, mercice, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Uyuşmazlık 3.kişinin İİK'nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz sırasında iki bina görevlisi borçlunun haciz yapılan evde oturduğunu bildirmiş ve haciz mahallinde borçluya ait iki adet fotoğraf bulunmuştur. İİK'nun 8.maddesi son fıkrası hükmü uyarınca, icra dairelerince tutulan tutanaklar, aksi saptanıncaya kadar geçerlidir. Davacı 3.kişi, borçlunun kayınpederi olup, davalı tanıkları inandırıcı ve samimi ifadelerinde davacı kayınpederin haciz yapılan yerde değil, başka bir adreste ikamet ettiğini beyan etmişlerdir. Ayrıca, istihkak iddiasının bildirilmesine ilişkin belge de borçluya haciz adresinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda, haczin borçlunun zilyetliği altındaki eşyalara yapıldığı ve mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu anlaşılmaktadır. İİK'nun 97/a maddesine göre istihkak davacısının malı ne suretle edindiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve olayları hiçbir duraksama ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispat etmesi gerekir. Oysa ki, mevcut deliller mülkiyet karinesinin aksini kabule yeterli bulunmamaktadır. Öte yandan, delil olarak dayanılan faturalar borç doğumundan sonraki tarihleri içermektedir. Önemli kısmı bir evde kullanılması zorunlu eşyalardan olan mahcuzların aynı tarihlerde ve haciz tarihinden kısa bir süre önce satın alındığının kabulü hayatın olağan akışına uygun düşmez. Ayrıca, haczedilen mobilyalar için mülkiyet belgesi de ibraz edilmemiştir. Bu nedenlerle, davanın reddi yerine yanlış değerlendirme sonucu kabulüne karar verilmesi usul ve Yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 15.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy