(2004 S. K. m. 96, 97) (3226 S. K. m. 8) (818 S. K. m. 18, 222, 224)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Uyuşmazlık 3. kişinin İİK. nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu, taşınır mallar borçlunun elinde haczedilmiştir. Bu durumda, İİK.'nun 97/a maddesi hükmünde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla davalı alacaklı yararınadır. Davacı 3.kişi haczedilen bilgisayar yazıcıları ve ekranını borçluya Leasing sözleşmesi ile kiraladığını ancak sözleşme bedelini ödemediği için sözleşmeyi feshettiğini dolayısıyla anılan hacizli malların halen mülkiyetinde olduğunu ileri sürmüş ise de 3226 sayılı Finansal kiralama Yasasının 8.maddesi uyarınca kira sözleşmesinin geçerli olabilmesi için düzenlenme şeklinde noterlikçe yapılması ve kiracının ikametgahındaki noter özel siciline tescil edilmesi zorunludur. Aksi halde kiralama 3. kişilerin haklarını etkilemez. Somut olayda, düzenleme şeklinde noterde yapılmış ve borçlu kiracının ikametgahındaki noter özel siciline tescil edilmiş geçerli bir finansal kiralama sözleşmesi yoktur. 3. Kişi ile borçlu arasındaki sözleşme her ne kadar adi nitelikte bir kira sözleşmesi gibi görünüyorsa da Borçlar Yasasının 18. Maddesi uyarınca tarafların gerçek iradeleri yorumlandığında, bu sözleşmenin kira sözleşmesi değil, vadeli satım sözleşmesi olduğu açıktır. Vadeli satım sözleşmesi, satıcının alıcıya taşınır bir malı, bedelinin alıcıya tamamen ödenmesinden önce teslim etmek ve alıcının da bedeli kısmi edimlerle ödemek borcu altına girdiği bir satım sözleşmesidir (BK. 222-224). Bu tür sözleşmelerde mülkiyet zilyetliğin devri (malın teslimi) ile alıcıya geçer ve akdin feshi halinde dahi satılanın geri verilmesi isteği, bir ayni hak değil, nispi bir hak niteliğindedir. Somut olayda mallar borçlunun elinde ve mülkiyetinde iken haczedilmiş olduğu halde davacı 3. Kişi İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksini kanıtlayamamıştır. Öyleyse bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı (alacaklı)'ya iadesine, 16.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy