(506 S. K. m. 79/7, 9)
Dava: Davacı, müfettiş raporunun ve buna bağlı olarak tahakkuk ettirilen prim ve idari para cezalarının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece davacının idari aşamada kesinleşen prim borcuna süresinde dava açmadığından bahisle Kurum işleminin iptaline ilişkin istemi ret etmiş ise de bu sonuç usul ve Yasa'ya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/7 ve 8.bendine göre fiilen veya kayden işyerinde çalıştığı saptanan sigortalıların prim bildirgelerini Kurum'a verilmemesi halinde yapılacak işlemler gösterilmiştir. Buna göre Kurum belirtilen türde çalışmaları saptaması durumunda, önce işverene gerekli ek bildirgeleri vermesi için tebligat yapmak zorundadır. İşverenin bir aylık süre içerisinde gerekli bildirgeleri vermemesi durumunda bu kere prim borcu ve belgeleri Kurumca doğrudan düzenlenip işverene bildirilmelidir. Bu bildirim bir ödeme emri niteliğinde değildir. Bildirimde işverene borç tebliğ edilir ve bir ay içerisinde Kurum'a itiraz hakkı bildirilir. İşveren bir ay içerisinde Kurum'a itiraz etme hakkına sahiptir. Bu itirazın Kurum ünitesince reddi üzerine bu kere işverenin ünite kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde yetkili İş Mahkemesine başvurma hakkı vardır. İşte bu aşamalardan geçtikten sonra kesinleşen prim borcu ödeme emri ile işverenden istenebilecektir.
Dava konusu olayda Kurum, sadece 6.6.2000 günlü bir yazı ile davacı işverenden ek prim belgeleri istemiş, daha sonra yukarda açıklanan prosedürü işletmeden sonuca gitmek istemiştir. Bu durumda yöntemince prim borcu tahakkuk ettirilip istenmediğine göre, kesinleşmiş bir prim borcundan veya idari aşamada kesinleşmiş ek prim borcundan bahsetmek mümkün değildir.
Mahkemenin belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate olmadan istemin reddine karar vermesi usul ve Yasa'ya aykırıdır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 02.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy