(2829 S. K. m. 8)
Dava: Davacı, 27.4.2001 tarihli tahsis talebi gereğince yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, 27.4.2001 tarihli tahsis talebi itibariyle 1.5.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve aylıklarına yasal faiz uygulanması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle istemin reddine karar vermiştir.
Davacının 1972 yılında SSK'na tabi olarak 207 gün çalışmasının bulunduğu, 1979-1997 tarihleri arasında da Bağ-Kur ve Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak toplam 4735 gün hizmetinin bulunduğu konusunda çekişme bulunmamaktadır. Sorun, bu hizmetlerden sonra başlayan ve 1.11.1997-30.4.2001 tarihleri arasında devam eden SSK. isteğe bağlı sigortalılık süresi ile bu sürenin sonuna doğru 27.4.2001 tarihinde gerçekleşen yaşlılık aylığı talebi yönünden ortaya çıkmaktadır.
Mahkemenin, 27.4.2001 tarihindeki yaşlılık aylığı talebini dikkate alarak, bu tarihte SSK sigortalılığının sona erdiğini, bu durumda 2829 sayılı Yasanın 8.maddesi gereğince son yedi yıl içinde SSK. sigortalılığının 1257 günde kalması sebebiyle süresi fazla olan Bağ-Kur'dan aylık bağlanması gerektiğinden bahisle istemi reddetmesi doğru görülmemiştir.
Davacı SSK isteğe bağlı sigortalılık süresi sonuna gelen 2001 yılının 4.ayına ait primi 30 gün üzerinden eksiksiz yatırdığına göre bu sürenin tamamının sigortalılık süresinden sayılması gerekir. Her ne kadar sigortalılık süresi bitmeden, erken tarihte tahsis talebinde bulunulmuş ise de bu durum davacı aleyhine yorumlanmamalı, tekrar tahsis talep dilekçesine gerek kalmadan talebi geçerli kabul edilerek sigortalılığın bitim tarihini takiben yaşlılık aylığı bağlanmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 02.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy