(4447 S. K. m. 38)
Dava: Davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 11.5.2000 günlü karar, Dairemize ait 29.06.2000 gün ve 2000/ 5175-5200 sayılı ilamı ile bozulmuş ise de, bozmaya uyan mahkemece yeniden yargılama sonrasında bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. HGK'nun 6.3.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bozma ilamına uyulması üzerine, bozma yararına olan taraf lehine kazanılmış hak oluşur ve bozma gereğince mahkemenin işlem yapma yükümlülüğü doğar.
Gerçekten, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince kısmen işlem yapıldığı yukarıda anılan bozma ilamının 2 nolu bendi gereğince hiç işlem yapılmadan sonuca gidildiği açık olup, bu yönü ile hüküm usul ve yasaya uygun değildir.
Mahkemece yapılacak iş; davanın niteliği göz önünde tutularak iş kazası sonunda oluşan maluliyet nedeniyle sigortalıya bağlanan gelirin ne olduğu kurumdan sorulmak sigortalıya gelir bağlanmadığının bildirilmesi durumunda sigortalıya gelir bağlanması için Kuruma başvurması giderek dava açması yönünden önel vermek, gelir bağlandığı takdirde bağlanan gelirin peşin sermaye değerini 4447 sayılı Yasa'nın 38. maddesinde belirtilen şekilde kurumdan istenilip davacının " asgari ücret " üzerinden çalıştığı gerçeği ile, belirlenen son ücret artışları ve davacının emeklilik durumu da dikkate alınarak yöntemince yeniden hesap raporu düzenlettirilerek hesaplanan tazminattan hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan peşin sermaye değerini indirdikten sonra bozma sonrasında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklarda korunarak maddi tazminat yönünden karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy