(3201 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, kesilen yaşlılık aylıklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Karar: Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanmanın geçerli olduğunun tespitiyle sataşmanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacının 31.12.1980 - 15.5.1985 tarihleri arasındaki yurt dışı çalışmalarını borçlandığı hususu tartışmasızdır. Uyuşmazlık borçlanma tarihinde davacının yurt dışında çalışıp çalışmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 3201 sayılı Yasanın 3 üncü maddesidir. Madde de borçlanabilme koşulu olarak yurda kesin dönüş yapılması esas alınmıştır. Bu nedenle öncelikle bu kavramın hukuki amaç ve kapsamıyla sonuçlarının üzerinde durulması zorunludur.
Yurda kesin dönüş yapma yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini burada sağlamak üzere Anavatana dönüş yaptığını ifade eder. Yurt dışındaki işçi sıfatıyla çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkisini bitirmeden geçici sürelerle yurda giriş yapmak ve yabancı ülke sosyal güvenlik kuruluşlarından yardım almak kesin dönüş yapıldığı anlamına gelmez. Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının yurt dışındaki çalışma hayatına özellikle Sosyal Güvenlik kuruluşlarıyla olan bağlantılarla sonuçta hasıl olan hukuki statülerini 3 ana noktada toplamak mümkündür.
a) Geçici iş göremezlik yardımı; bu durum iş akdi feshedilmeksizin aktifsigortalılığın devam ettiği zaman kesitindesigortalının hastalanması halinde istirahatli kaldığı sürelere ilişkindir.
b) İşsizliksigorta yardımı; kendine özgü bir Sosyal Güvenlik yardımı olup belli koşulların varlığı halinde işsiz kalanlara işsizlik parası ödenmektedir. Bu yardımdan yararlanan kimseler yardım süresince İş ve İşçi Bulma Kurumu tarafından kendilerine teklif edilen işleri kabul ve işe başlama sorumluluğu altındadır.
c) Malülen emeklilik durumu; bu ahvaldesigortalı fiziksel çalışma gücünü belli bir oranda yitirmiş ve iş akdi fesh edilerek malüllük aylığına hak kazanmış ve malülen emekli olmuştur.
Az yukarıda a ve b bentlerinde açıklanan hukuki statü içinde bulunan işçinin yurtdışında ikamet ettiği iş ilişkisinin devam edegeldiğinin kabulü kaçınılmazdır. Bu iki durum ilgilinin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur.
Ancak malülen emeklilik durumunda ise a ve b bendlerinde izahı yapılan ve kabul edilen sonuç kabul edilemez. Zira Malülen Emeklilik durumunda iş akdi fesh edileceği için başka bir koşul aranmaksızın 3201 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinde özü ve sözüne uygun kesin dönüş koşulları yerine geldiği ve bunun tabii sonucu olarak da işçinin borçlanma talebinde bulunabileceği kabul edilmelidir.
Somut olaya gelince; dosyada mevcut Hollanda makamlarınca düzenlenen tercüme evrakından davacının hiç iş yapamamazlık durumu sebebiyle malüliyet aylığı aldığı, dönem dönem yapılan kontrollerde iş yapamamazlık durumunda değişiklik olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Hollanda makamlarınca davacıya bağlanan maluliyet aylığının ay gün ve yıl olarak tarihi ve aylık bağlanma sebebi ve maluliyet oranıyla dosyada mevcut TH-205 formundaki en son 2002 tarihine kadar devam edensigortalılığın hangi sebepten kaynaklandığını tesbit edilerek borçlanma için başvurduğu tarihtekiHollanda mercii tarafından yapılan ödemelerin maluliyet aylığı mı yoksa geçici iş göremezlik ödeneğimi ya da hastalık yardımı mı olduğu kesin şekilde tesbit edilerek ödemenin hukuki niteliği saptanmalı bu yöntemle davacının yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı belirlenerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 10.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy