(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.5.1990-1.2.1997 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince;
Mahkemece her ne kadar davacının 1.5.1990-31.12.1996 dönemine ilişkin çalışmaları hak düşürücü süre nedeniyle yerinde bulunmamışsa da bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesine göre sigortalılar çalışmanın sona erdiği yıl sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeye dava açarak haklarını arayabilirler. Dava konusu olayda, davacının çalıştığını iddia ettiği sigortalı sürelerin bitim tarihi olan 1997 yılı sonu itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre dolmadan dava açıldığına göre bu nedenle davanın reddi usul ve yasaya uygun değildir.
Öte yandan çalışma olgusu yazılı kanıtlara bağlı kalmaksızın gereğinde inandırıcı olmak koşulu ile tüm sözlü ve beyyine başlangıcı sayılabilecek kanıtlardan yararlanmak üzere ispatlanabilir. Kaldı ki bu tür davalar kişinin Sosyal Güvenliğine ilişkin ve doğrudan kamu düzenine yönelik olması nedeniyle mahkemece doğrudan araştırılarak sonuca gidilmesi gereken davalardandır. Mahkeme yeterli görmediği durumlarda davalı işyerinin tüm işyeri dosyaları veya Kurumda bulunan dosyalardan yararlanmak işyerlerinde çalışan kişilerin bilgisine başvurmak ve çalışma olgusunu olumlu veya olumsuz yönde ortaya çıkarmak ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy