(818 S. K. m. 47)
Dava: Davacılar, iş kazası sonucu %81 maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacılar ile davalılardan ... İnş. San. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. ve ... Müh. İnş. San.Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Dava, iş kazası sonrası sigortalı işçinin kendisi için maddi ve manevi tazminat, halen hayatta olan sigortalı işçinin eş ve çocuğunun manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı sigortalının kendisine ilişkin istemi kısmen kabul edilmiş sigortalı eş ve 2 çocuğunun manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
1- Mahkeme 21.10.2002 tarihli kusur oranlarını belirleyen bilirkişi raporunu hükmüne dayanak yapmıştır. Ancak raporda kazanın meydana gelmesinde davalılardan TEDAŞ'ın ihmalinin bulunup bulunmadığı ve böylece sorumluluğu cihetine gidilmesinin olasılığı üzerinde durulmamış bu konuda ciddi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Oysaki olayın meydana geldiği yerde adı geçen davalıya ait ve sorumluluğu altında bulunan yeraltı ve yer üstü enerji hatlarının mevcut olduğu ve kazanında bu elektrik akımından kaynaklandığı ortadadır. Hal böyle iken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hazırlanan rapora itibar edilmesi yanlış olup bozmayı gerektirir.
Yapılacak iş, bilirkişilerden doyurucu nitelikte ek rapor almak, gerekir ise yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyeti marifetiyle kusur oranlarını saptamak, raporlar arasında çelişki olması durumunda aykırılığın giderilmesi suretiyle neticeye gitmek olacaktır.
2- Uygulamada kabul edildiği üzere, B.K.'nun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak bir kişinin cismani zarara uğraması sonucu onun (ana, baba, karı, koca, çocuk gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa (örneğin kazaya uğrayan yakın kişi büyük ölçüde iş göremez duruma gelmişse) onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. HGK'nun 26.4.1995 gün ve E: 1995/11-122 K:1995/430 sayılı kararı bu doğrultuda olduğu gibi, Dairemizin de giderek B.K.'nun 47 maddesine getirdiği yorum bu karar ile paralellik arz etmektedir. Bu açıklamalar ışığında, kazazede R.'nin % 81 maluliyet oranına ve bakıma muhtaç durumda bulunmasına karşın, eş ve çocuklarına uygun miktarda manevi tazminata hükmetmek gerekirken bundan zühul olunması da ayrıca bozma nedenidir. O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy