(506 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 1.6.1977 olduğunun ve Çelik olarak yazılan soyadının nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi gerektiğinin karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1.6.1977 tarihli bildirgeye istinaden 1 gün süre ile çalıştığının tespiti ile Halil Ç. adına olan bu bildirgenin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, istek aynen hüküm altına alınmış ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin 506 sayılı Yasanın 2.maddesinin belirlediği biçimde eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön özellikle Sosyal Sigortalar Kanununun 6.maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.6.1999 gün ve 1999/21-549 esas 1999/555 sayılı ve 5.2.2002 gün ve 2003/21-35 esas 2001/64 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Ayrıca davacının bu bildirge ve dayalı 10844301 sicil nolu çalışmalarının kendisine ait olduğu iddiası da gereğince araştırılmamıştır. Bu yönde çalışılan işyeri kayıtları istenilip Halil Ç. adına bir bildirim olup olmadığı C. Savcılığı ve benzer nitelikte ki araştırmalar ile de bu isimde bir kişinin olup olmadığı araştırılmadan hizmetin davacıya aidiyetine karar verilmesi de yerinde değildir.
Yapılacak iş, davacının çalıştığı işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında bulunup bulunmadığı araştırılmak ve kendisi ile aynı dönemde birlikte çalışan ve SSK dönem bordrolarında gösterilen kişilerin, bunlar olmadığı takdirde komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin bilgilerine başvurulmak ve anılan bildirgenin davacıya aidiyeti yönünde hiçbir kuşku bırakmayacak şekilde inceleme yapmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy