(1479 S. K. m. 24, 25, 79) (4721 S. K. m. 2) (506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve emekliliğe hak kazandığı tarihin tespitiyle, bu tarihten itibaren hak ettiği maaşların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Demet Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin ğereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline ilişkindir.
2.6.1998 tarihinde Kurum'a verilen Bağ-Kur giriş bildirgesi uyarınca, geriye yönelik olarak 22.3.1985 tarihinden geçerli olmak üzere davacının Kurum'a tescilinin yapıldığı, bildirgede Terziler Odasına kayıtlı olduğunun bildirildiği, davacının 31.3.2000 tarihinde yaşlılık aylığı istemi üzerine 8.6.2000 tarihinde Tokat Terziler Odasında üye kayıt defterinin incelenmesinde davacının adına raslanmadığı ve bu nedenle Bağ-Kur kaydının iptal edildiği çekişmesizdir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa'nın 24 ve 25. maddeleri, Bağ-Kur'luluk koşulları ile kimlerin bu Yasa kapsamında olduklarını ve Bağ-Kur'luluk statüsüne sayılacak olguları açıkça belirlemiştir. 24. maddenin ilk fıkrasında yer alan esas ilkeye göre, Bağ-Kur'luluk statüsüne girilebilmesi için bir kimsenin, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışmasının varlığı gerekir. Bu koşulun gerçekleşmesinden sonra, ancak, Yasa'nın öngördüğü diğer unsurların bulunması halinde, zorunlu ve yasal statü kendiliğinden oluşur. Gerçekten, 22.3.1985 yürürlük tarihli 3165 Yasa ile değişik 24. maddesinde çalışma olgusu yanında sigortalılığın oluşumu için, ayrıca vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergi den bağışık olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya Kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlenmiştir.
1479 sayılı Yasa'nın 79. maddesine göre isteğe bağlı sigortalılık ise, sigortalıların tescil isteminin Kurum'a intikal ettiği tarihte başlar. Ancak ayı içinde primi yatırılmış süreler sigortalılık süresine dahil edilir.
Somut olayda, uyuşmazlık konusu dönemde, davacının vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicil kaydı veya usulüne uygun Yasa ile kurulu meslek kuruluş kaydı bulunmadığı ortadadır. Ayrıca, isteğe bağlı olmak için Kurum'a tescil isteminde bulunmadığı gibi düzenli bir prim ödemesi de yoktur. Başka bir anlatımla, davacının 1479 sayılı Yasa sistemine göre zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık koşulları bulunmamaktadır.
Bundan başka, 1479 sayılı Yasa'da 506 sayılı Yasa'nın 79.maddesine koşut geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin geriye yönelik olarak tespitine ilişkin bir düzenleme de mevcut değildir.
Yasal olarak sigortalı olunmayan ve uzun yıllar prim ödenmemiş sürelerin geriye yönelik olarak toplu ödeme yapılmak suretiyle değerlendirilmesi olanaksızdır. Davacının, sigortalılık koşullarını taşımadığı dönem için, Kurumun hatalı işlem sonucu geriye yönelik olarak primi yatırması yararına kazanılmış hak oluşturmaz. (YHGK, 20.11.2002 gün ve 21/892-990 S. K.)
Öte yandan, meslek kuruluş kaydı olmadığı halde, böyle bir kaydı varmış gibi giriş bildirgesi düzenleyerek, Kurum'a vererek ve böyle Kurumu yanıltan davacının, M. K'nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralından yararlanması da olanaksızdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy